Çocuklarda Alerjik Egzama Dermatit

Egzamanın nedeni bilinmemesine karşın, hastalığa yaygın olarak alerjik atopik astım ve saman nezlesi eşlik etmektedir. Diğer aile bireylerinde alerjik egzama, astım ve saman nezlesi olması durumunda, çocukta egzama görülme olasılığı daha fazladır...

Alerjik egzama nedir?
Alerjik egzama çoğunlukla bebek egzaması ya da yalnızca egzama olarak adlandırılır, kuru, kırmızı ve genellikle çok kaşıntılı olan pul pul döküntüyle belirgin bir deri iltihabıdır. Pigmentli deride daha mor ya da kahverengi ve kalınlaşmış deri baskın özellikler olabilir. Egzamalı yerlerden akıntı sızabilir ve bu yerler kabuk bağlayabilir. Küçük bebeklerde 2 ile 4 aylık olduktan sonra ortaya çıkma olasılığı vardır. Egzama birçok çocukta büyüdükçe iyileşme göstermektedir.

Önemli Noktalar
Çocuğun cildini sabunla yıkamaktan kaçınınız
Banyo köpüğü kullanmaktan ve çocuğun saçını şampuanla yıkamaktan kaçınınız
Banyosunda az miktarda parfümsüz normal banyo yağı kullanınız
Cildin kuruması halinde, çocuğa her iki günde bir banyo yaptırınız
Uzun süreli sıcak su banyosu yaptırmayınız ve cildi, havluyu hafifçe
dokundurarak kurulayınız
Özellikle hemen banyonun ardından, çocuğun cildine düzenli olarak nemlendirici krem sürünüz sorbolene ya da aqueous kremi
Emici özelliği fazla olan bezler kullanınız ve bezleri düzenli olarak değiştiriniz
Bebeklere normal aşı programlarının uygulanması gerekir
Egzemalı çocuklara özel diyet uygulamanın fazla bir yararı olmaz

Egzama vücutta nerelerde oluşur?
Alerjik egzama bebek küçükken başlar. İlk önce genellikle iltihaplı ve kuru kabartılar halinde yanaklarda oluşur. Deri kırmızı, pigmentli deri ise, açık mor, kahverengi ve hatta beyaz bile olabilir. Egzama daha sonra alın ve baş derisine yayılabilir.


Çocuk büyüdükçe egzama vücutta, kollarda dirsek içlerinde ve bacaklarda diz arkasında görülür. Ayrıca, el ve ayak bileklerinin etrafında da oluşur.


Çocukluğun ileri dönemlerinde yüzde daha seyrek görülür ancak, kulak arkasında ve gözlerin etrafında döküntü oluşabilir.

Nedeni nedir?
Yukarıda sözü edildiği gibi, egzama ile diğer alerjik hastalıklar arasında bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak, birçok vakada egzamaya neden olan herhangi bir maddeye karşı alerjik bir durum söz konusu değildir.

Aşağıdakileri dekapsayan bazı faktörler hastalığı ağırlaştırabilir:
sabun, deterjan ve şampuan gibi cildi tahriş eden ya da kurutan maddelerle temas
cildin kurumasına neden olan soğuk hava
bakteri kökenli ikincil enfeksiyon
stres


Birçok kişi, herhangi bir yiyeceğin egzamayı artırıp artırmadığını merak etmektedir. Ancak, çocukların çoğunda, belirli bir yiyeceğin hastalığa yol açtığını söylemek çok zordur.


Nasıl önlenir ve tedavi edilir?
Kaçınılması gerekenler
Döküntüyü daha kötü ve kaşıntılı hale getireceğinden, ovma ve kaşıma
Cildi kuruttuğu için sabun, deterjan ve parfümlü ürünler kullanma
Cildi kuruttuğu için, egzamalı yerleri su ile çok fazla yıkama
Cildi daha fazla tahriş ettiği ve kuruttuğu için, uzun süre sıcak su banyosu veya sıcak duş yapma
Aşırı sıcak ya da soğuk
Çocuğun terlemesine ve kaşıntıya neden olduğundan yorgan kullanma
Yün gibi vücuda batan giysiler giyme
Battaniye, halı ve koyun postlarındaki yünle doğrudan temas


Yapılması gerekenler
Cildi temizlemek için sabun yerine banyo yağı kullanınız
Nemlendirici kremleri, özellikle banyodan sonra düzenli olarak kullanınız
Banyo ya da duştan sonra, cildi, havluyu hafifçe dokundurarak kurulayınız ve ovmayınız
Kışın sıcak odada üzerini çıkarınız
Yazın yatak odasının serin olmasını sağlayınız
Bol pamuklu giysiler giydiriniz ya da pamuklu/sentetik karışık giysiler
Giysilerdeki etiketleri çıkarınız
Emici özelliği fazla olan bezler kullanınız ve bunları düzenli olarak değiştiriniz


Egzamanın ağır olması durumunda, doktor cilde sürmeniz için kortizonlu krem verebilir. Genellikle, egzama aktif hale geldiğinde hafif kortizonlu krem ya da merhemler kullanılmakta, hafiflediğinde ise, bu ürünler bırakılmaktadır.


Egzama kontrol altına alınsa bile, nemlendirici kullanma sürdürülür. Egzamanın enfekte olması halinde, doktorun antibiyotik vermesi gerekebilir.


Kaşıntının giderilmesinde, özellikle gece meydana gelmesi ve uykusuzluğa neden olması durumunda, antihistamin şurupların yararı olabilir. Egzamanın tedavisinde diyetin rolü henüz açıklığa kavuşmamış olup, birçok çocukta özel diyet uygulama başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Diyet konusunda bilgi edinmenin herhangi bir zararı olmamasına karşın, bu konuda bilgi, egzama ve küçük çocukların beslenme ihtiyaçları konusunda uzman olan bir kişiden alınmalıdır.

Yorum (2) Yorum yaz!

dolama

Tırnak dibi iltihapları, dolama olarak bilinir. Tırnakla derinin birleştiği yer, kütikül tırnağı çevreleyen ölü deri ile sıkıca örtülür. Kütikül zarar görürse, koruyucu çerçeve bozulur ve çatlaktan iltihap yapıcı etkenler girerler. Böyle oluşan iltihaplara tıpta panaris, halk arasında ise dolama adı verilir.

Nedenleri
Kütikül su, sabun ve yaralanma sonucu zarar görebilir. Ellerin suyun içinde fazla kalması, kütikülü zayıflatır ve yumuşatır. Sabun ve deterjanlarla uzun süreli temas, yağını alarak sertleştirir ve çatlamasına yol açar. Bu nedenle, dolama en çok ev kadınlarında ve elleri sürekli su içinde olanlarda görülür.

Küçük yaralanmalar da kütiküle zarar verir. Parmaklar, çok fazla kullanıldıkları için kolayca yararlanabilirler. Bebeklerdeki dolamaların nedeni ise yaralanma ve parmak emme yüzünden tırnak çevresinin sürekli ıslak olmasıdır. Dikkatsizce yapılmış manikürler kütiküle zarar verebilir ama hiç bakılmamış kütiküller de tırnak ayçasına kadar büyüyerek, yarılıp, iltihaplanabilirler.

Belirtiler
Kronik dolama, çoğunlukla elleri fazla su içinde kalan kişilerde olur. Apse yavaş gelişir ama sürekli ve yineleyicidir. Şişmiş tırnak çevresinden zaman zaman irin sızar. Tırnak yüzeyi, oluşması sırasında enfeksiyonla zarar görmesi yüzünden, düzgün değildir. Tırnak kenarlarında renk değişimi görülebilir. Akut dolama ise genellikle yaralanma nedeniyle olan ve aniden başlayan şiddetli iltihaptır.

Tedavi
Akut dolamada irin tırnak yatağına ilerlerse, küçük bir cerrahi girişimle apsenin yarılması gerekir. Ağızdan alınan antibiyotiklerle tedavi de etkili ve çabuktur. Kükürtlü merhemlerin dolama üstüne sürülmesi, şişliği ve ağrıyı giderir. Hafif iltihaplar, jansiyen moru ile alkol karışımı gibi mikrop öldürücülere yanıt verirler. Kronik dolamada tedaviden önce, kültür yapılarak bakteri ya da mantarın cinsi saptanmalıdır

Yorum (yok) Yorum yaz!

deri tahrişi

Deri tahrişi, genellikle dış etkenler yüzünden deride oluşan çatlak ya da yaralardır. Uzun sürmedikçe tedavi basit, hatta gereksizdir...

Bedenin başlıca koruyucu örtüsü olan deri, aslında son derece dayanıklıdır. Buna karşılık, sürtünme, sıcak ile soğuk, kimyasal maddeler ve güneş ışığı gibi dış etkenler ile alerji, enfeksiyonlar ve bazı hastalıklar gibi iç etkenlerin etkisiyle deride ağrılı çatlaklar oluşabilir.

Nedenleri
Deri tahrişinin pek çok sebebi vardır. Yatak yaraları ve kimyasal tahriş en çok görülenlerindendir. Yatak yaraları, sürekli yatan ya da oturan hastalarda derinin hep aynı bölgesinin sürekli basınç altında olmasından kaynaklanır. Daha çok bilinçsiz hastalarda, özellikle aşırı barbitürat alanlarda, inme geçirenlerde ya da halsizlikten ötürü hareket edemeyenlerde görülür. Yatak yarası en çok kuyruksokumunda ortaya çıkar. Yatak yarasına karşı önlem olarak, hastanın yatakta sık sık döndürülmesi ve basınç altındaki bölgelerin, çinko içeren pomatlarla ya da alkolle ovulması gerekir.

Kimyasal tahriş nedenleri arasında en önemlileri, işyerlerindeki toz, sıvı ya da buhar halindeki maddelerdir. Endüstride çalışanlarda görülen dermatitlerin deri iltihabı yüzde 70i kömür, taş çimento ya da çelik tozu gibi maddelerin yarattığı aşınmadan kaynaklanır. Asit, parafin, petrol ve terpentin deriye zarar veren etkili maddelerdir. Bu durum en çok yaşlı maden ve inşaat işçilerinde göze çarpar. Maddeyle temas uzun sürerse, derideki küçük, önemsiz yaraların bile geçmesi zorlaşır. Kromla çalışan, kromikasit ve kromatlar ile uğraşan kişilerde, derideki kesik ve sıyrıkların çevresinde kroma bağlı tahrişten ötürü yaralar oluşur. Bunlar en çok parmaklarda ve burnun orta çizgisi boyunca görülür.

Gittikçe artan bir başka tehlike de radyoaktif maddeler ile röntgen ışınlarının etkisidir. Bunların etkisinde kalan kişilerde çok yavaş iyileşen yaralar oluşur ve bazen bu yaralar kansere dönüşür.

Belirtiler
Kimyasal maddelerin yarattığı deri tahrişinde belirti bu maddelerin etkisiyle yıllarca aşınıp yıpranan derinin zamanla kalınlaşması ve üstü pullu bir görünüm kazanmasıdır. Yatak yaralarında derinin su toplayıp patladığı görülür.

Tedavi
Birkaç hafta süren deri rahatsızlıklarının doktora gösterilmesi gerekir. Tahriş sonucu oluşmuş yaranın iyileşmesini engelleyen herhangi bir etken bulunabilir ya da tedavi yöntemini değiştirmek gerekebilir. Bütün ciddi deri rahatsızlıklarında erken tedavi yararlı olur. Genel bir kural olarak yaranın üstüne bir şey sürmemek gerekir. Sürülen maddeler yaranın nemli kalmasına yol açacaklarından iyileşmeyi yavaşlatır. Yatak yaralarında, gençlerde yaraların üstü kapatılıp antibiyotiğe başvurulur; yaşlılarda ise daha özenli bakım gerekir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Vitiligo Tedavisi

Vitiligo, hemen her yaşta ortaya çıkabilen, doğumsal olmayan, sınırları net, parçalı, renksiz açık renkli alanlarla karakterize bir cilt hastalığıdır. Açık rekli alanın çevresinde genelde renk artışı vardır. Renk açıklığının olduğu bölgedeki kıllarda da renk kaybı meydana gelebilir...

Her 100 kişiden birinde bu hastalığın olduğu düşünülmektedir. Koyu tenli kişilerde daha belirgindir. Vitiligo nun nedeni tam bilinmemekle beraber pigment üreten hücrelerin melanosit kaybına bağlı olarak meydana geldiği düşünülmektedir. Bu hücrelerin hasara uğramasında da kişinin kendi bağışıklık siteminin etkili olduğu ileri sürülmektedir.

Doğuştan olmamakla birlikte bazı ailelerde sık görülmesi, genetik yatkınlık olduğunu düşündürmektedir.

En sık etkilenen bölgeler boyun, el sırtları ve cinsel organlardır testis. Küçük lekeler halinde başlar, daha sonra bunlar büyüyerek veya birleşerek, klasik görüntüyü meydana getirirler.

Sadece muayene edilerek teşhis konabilir.

Hastalığın gidişatı değişkendir. Belli bir büyüklükten sonra senelerce devam edebilir veya kaybolabilir. Bazı hastalarda ise tüm vücudu kaplayabilir.

Bu astalarda güneş yanığı sık gelişir, korunulması gerekir.

Yine vitiligo hastalarında pernisyöz anemi, hipertiroidizm ve Addison hastalığı da diğer insanlara göre daha sık görülmektedir ya da daha sık birlikte bulunmaktadır.

Tedavi

Nedeni kesin olarak saptanamayan vitiligonun, kesin bir tedavisi de yoktur. Estetik amaçla, lekeleri kapatmak için bergamot esansı kullanılabilir.

8-metoksipsoralen veya trimetilpsoralen tedavileri lekeleri koyulaştırmadaki en etkin ilaçlardandır. Bu ilaçlar kullanıldıktan sonra hastaya ultraviyole-A ışını verilir. Bu ilaçlar 11 yaşın altında kullanılmamalıdır. Ancak bu tedaviye rağmen yeni bölgelerde hastalık oluşabilir.

Tedavide hipnozu önerenler de vardır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

uçuk ve tedavisi

Bazı madde ve ilaçlar uçuğun verdiği rahatsızlığı azaltmak için kullanılmışlardır. Alkol ve antiseptik ilaçlar: Uçuğun üzerinde bakteri enfeksiyonunun gelişmesini engeller ancak uçuğun spesifik tedavisi değildir.

Ağrı kesici ilaçlar: Uçuğun sebep olduğu ağrıyı azaltırlar.
Buz uygulamak: Ağrıyı azaltabilir.

Oysa günümüzde etkili tedavide kullanılan antiviral uçuk kremleri deriden geçerek uçuk virüsüne Herpes simplex etki eder ve deriye zarar vermesini engeller, uçuğun meydana getirdiği psikolojik ve fiziksel rahatsızlıkları giderir. Uçuğun erken döneminde kullanımları halinde uçuğun çıkmasını engelleyebilir, ileri evrelerde ise oluşacak uçuk sayısını azaltabilir, yayılmasını engeleyebilir, virüsün yayılmasını durdurur, iyileşmeyi hızlandırırlar.

Yorum (yok) Yorum yaz!

sivilce ve tedavisi

Akne tedavisinin amacı akne lezyonlarını yok etmek ve yenilerin oluşumunu önlemektir. Aknenin oluşumuna göre farklı tedavi yöntemleri vardır. Sebum üretiminin azaltılması Bir tür bakteri olan P.aknenin azaltılması Cilt hücrelerinin dökülmesinin normale döndürülmesi Farklı sebepleri tedavi etmek için bazen iki ya da daha çok akne ürünü kullanılabilir...

Ancak bunu yaparken mutlaka dermatoloğa danışılmalıdır.


Kullanılan tedavi yöntemi ne olursa olsun dermatolog tarafından aksi söylenmedikçe uyulması gereken kurallar vardır:


Akne sıkılmamalı, kurcalanmamalıdır. Bunun yapılması aknenin dağılmasına ve cildin diğer bölgelerine yayılmasına neden olur.


Yüzün günde en az iki defa saf sabun ve suyla hafifçe temizlenmesi ve iyice kurutulması lazımdır. Ovuşturma cildinizi tahriş ederek aknenin daha kötü bir hal almasına neden olur.


Akneye neden olmayacak kozmetik ürünler kullanılmalıdır.


Kullanılan akne ürünlerinin cilde işlemesi için gerekli olan zaman unutulmamalıdır. Dermatolog veya eczacıya ürünün nasıl ve ne süreyle kullanılması gerektiği mutlaka sorulmalıdır.


Bazı akne tedavi ürünleri cildin güneş ışığı ve ultra viyole ışınlarına karşı duyarlılığı artırabilir. Güneşten korunmalı ve tedavi boyunca solaryumlardan uzak durulmalıdır.


Unutmayın: bir dermatologun çözemeyeceği akne problemi hemen hemen yoktur. Probleminizden daha kısa sürede kurtulmak için mutlaka bir hekime başvurulmalıdır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

egzama

Egzama, çeşitli nedenlerle ortaya çıkan ve deride kızarıklık, şişme, veziküller, kaşıntı gibi belirtilerle görülen daha çok psikosomatik nedenli deri hastalığı. Başlıca özelliği, kızarık deri üzerinde beliren kabarcıklardır. Akut, kronik, yaş ve kuru egzama gibi türleri vardır.




Egzama çeşitleri

Kenarlı hebra egzaması
Apış arasında ve uylukta görülen mantar hastalığı. Bir dermatofitondan Epidermophyton floccosum, Tricadan rubrum, T. interdigatele ileri gelen kenarlı egzamalar erkeklerde daha sık görülür. Kaba etin iç yüzeyinde, kenarları grintili çıkıntılı, ortası daha soluk, kırmızı lekeler ortaya çıkar. Lekeler bir yan da ya da iki yanda olur, kaşıntılıdır ve kenarları kabarcıklarla sınırlıdır. Mantar ilaçlarıyla tedavi edilir.

Seboreli egzama
Seborenin görüldüğü bögelerde yerleşen kırmızı, pullu, yağlı görnümlü lezyonları içeren deri hastalığı. Seboreli egzama, saçlı deride ve bunun kenarlarında, alında seboreli kask, kaşların üzerinde ya da aralarında, burun-yanak oluklarında, kulak arası girintilerde, kulak yolunda, göğüs kemiğinin orta yerinde seboreli madalyon görülür. Bazı egzamamsı egzamatit deri hastalıkları ile sınırları pek belirsizdir. Tedaviden kolaylıkla sonuç alınabilir indirgenler özellikle yerel kortikoitler fakat bu egzama tipi bir hastalıktan fazla bir durumu belirtiğinden yinelemeler her zaman olasıdır.

Egzama en sık görülen deri hastalığıdır
Şekiller ne olursa olsun, üstderide dokusal bir birime her zaman rastlanır: egzoseroz ve sponijoz süngerleşme. Maphigi mukoza cisimcikleri oluşan sıvıyı emer, hücreleri birbirinden ayırır, sonra desmoslarda hücreleri birleştiren bağları koparır ve üsderinin içinde kabarcık oluşmasına yol açar.Böylece egzama birçok evreden geçer:kızarıklık, kabarcıklanma, akıntı ve kabarcıklar kuruduktan sonra parlaklık ve pullanma.

Fakat bu evrelerin hepsi birden bulunmayabilir, çoğu zaman bunlardan biri üstün durumdadır. Egzama akut olabileceği gibi genellikle akıntılı ve çok kaşıntılı süreğen de kronikleşme olabilir. o zaman daha çok kızarıklık ve pullu, zaman zaman kabarcıklı ve değişik şiddetle kaşıntılı.

Yer yer madeni para biçiminde olabileceği gibi yaygın da olabilir. Bazı yerleşim bölgeleri karakteristiktir.

Ellerde disidrozgörünümündedir. Memelerdeki egzama her zaman çift taraflıdır ve çoğu zaman bir uyuz belirtisidir. Memede, bir yanda egzamaya benzer bir deri hastalığı görüldüğünde Paget deri hastalığı akla gelmelidir kanser hastalığı.


Genellikle iki tip egzama vardır:

Edinsel egzama
Edinsel egzama ya bir iç etmene karşı duyarlılıktan nispeten ender rastlanır, çünkü iç etmenlerden doğan deri hastalığı çoğunlukla kurdeşen biçiminde ortaya çıkar ya da bir dış etmene karşı duyarlılıktan gelir.


Temas egzaması
Aslında ayrım kesin değildir, çünkü temas egzamasının ortaya çıkması için genellikle önceden hazırlıklı bir bünye gerekir. Temas egzaması genellikle meme çocuklarında görülen egzama tipidir. 3 aylığa doğru ortaya çıkar ve ilk olarak yüzden başlar. Evrim belirsizdir. 2 ya da 7 yaşlarında kesin olarak iyileşebildiği gibi, büyük çocuklukta ve yetişkinde yavaş yavaş süreğen hale de gelebilir. Bazen astım gibi başka alrjik hastalıklar buna eşlik edebilir. Temas egzaması sayıca çok fazladır ve çoğunlukla mesleklere bağlıdır.

Egzamayı oluşturan etkenler
Egzama, zamansız uygulanan bir ilaç yüzünden de ortaya çıkabilir kükürt, civa, antihistaminikler, sülfamitler, penisilin, vb. ile yapılmış tozlar ya da merhemler.

Ev kadınlarında görülen egzama el egzaması çamaşır suyundaki potasyum bikromata, çeşitli çamaşır sularına, hatta lastik eldivenlere bağlıdır.

En sık görülen temas egzamalarından biri kozmetiklerden ve saç boyasından para grubu ileri gelir. Güzellik müstahzarları, özellikle kokulu oldukları zaman, sayısız yüz egzamalarına neden olabilirler. Tırnak cilasının özel bir yeri vardır, tırnaklarda egzama yapmaz, ama göz kapaklarında yapar.

Giysilerin yaptığı egzamalar genellikle kauçuktan ve sentetik dokumalardan ileri gelir oysa, aslı nedeni boyadır, özellikle siyah,mavi ve yeşil renkli boyalar, yoksa hep söylendiği gibi kumaş değil. Boyundaki egzama çoğunlukla yüksek yakalı hırka giyilmesinden ileri gelir. Ayak egzaması ayakkabıdan ileri gelebilir deri boya, cila ya da yapıştırıcı. Madenler özellikle nikel bir temas egzamasına neden olabilir saat bileziği, zincir vb.. Deri testleri bazen temas egzamasının nedenini ortaya çıkarabilir.

Enfeksiyon egzamaları mikrop ya da mantar kökenlidir. Ama enfeksiyon mu egzamaya neden olmuştur, yoksa enfeksiyon mikrop kapan egzamanın mı sonucudur, kestirmek zordur.


Atopik Egzama
Atopik ekzema, atopik dermatit döküntü ve kaşıntıya neden olan kronik ve alevlenmelerle seyreden bir deri hastalığıdir. Genellikle ailesinde astım, alerjik rinit gibi atopi alerji öyküsü bulunan kişilerde görülür.

Atopik dermatit sıklığı giderek artmakta olan bir deri hastalığıdir. Günümüzde hemen hemen her 5 çocuktan birinde görüldügü belirtilmiştir. Hastalık genellikle yaşamın ilk yılında ortaya çıkar ve yeni teşhis konan olguların 50 si 12 aylıktan küçük bebeklerdir. Atopik dermatit küçük çocuklarda daha sık görülen kronik bir hastalık olmasına karşın her yaştan hastayı etkileyebilir. Atopik dermatit bulaşıcı değildir.


Tedavisi
Akut evrede eski ilaçlar halen değerini yitirmemiştir; ihlamur ile ıslatmalar, suyla tutulmuş hamur ya da bezoini olmayan taze domuz yağıyla hazırlanmış hamur kompresleri, ellerde önemli bir akıntı varsa 2 gümüş nitrat eriyiği sürme. Pullanma evresinde indirgenler ihtiyol, katran kullanılır. Yerel kullanılan kortikoidler çok büyük yarar sağlar kıllı bölge ya da kıvrımlarında losyonlar, ıslak bögelerde kremler, kuru bölgelerde merhemler, ama yüzde, flüorlu olmayanları yalnız kısa sürelerde ve çok büyük ihtiyatla kullanılmalıdır.

Genel tadavi, özgü olsun olmasın duyarsızlaştırmayı öngörür. Antihistaminikler, özellikle kaşıntıya karşı çok yararlıdır. Genel kortizon tedavisinde ağır olgularda başvurulur, tedavi kesildikten sonra çoğunlukla hastalık yine tekrarlar. Bazı kaplıcalarda yapılan banyolar yararlı olabilir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

haşlanma-yanık

Kucakta tutulan bir fincan çay zararsız görünür, ama küçük bir kıpırtıyla ciddi haşlanmaya yol açabilir. Çok sık görülen bir kaza olan haşlama, son derece tehlikeli olabilmektedir...

Haşlanma, çok sık görülen bir ev kazasıdır ve her yıl çok sayıda insan bu nedenle ölmekte ya da sakat kalmaktadır. Bu tür kazalara en çok uğrayanlar çocuklar ve çok yaşlılardır. Bu da, evdeki önlemlerin daha da artırılması gerektiğini göstermektedir. Haşlanmanın ağırlığı yani derecesi deri dokusundaki zararın derinliğine göre değerlendirilir; üç türü vardır ve bunlara birinci, ikinci ve üçüncü derecede yanık denir. Bedenin zarar gören toplam yüzeyi ise ikinci bir ölçüttür.

Son yıllarda, bu değerlendirmeyi basitleştirme yolunda bazı çabalar gösterilmektedir. Birinci ve ikinci derecede haşlanmaların birbirinden ayrılması güç olduğundan, bunların ikisine birden kısmi parsiyel kalınlıkta haşlanma, üçüncü derecedekilere ise tam kalınlıkta haşlanma denilmektedir. Bu yeni değerlendirmenin üstünlüğü, tam kalınlıktaki haşlanma teşhisinın daha kolay konmasıdır. Bu tür haşlanmada bütün deri hasar görür ve derideki sinirleri de kapsar. Bir iğneyle deriye dokunulursa, kısmi kalınlıktaki haşlanmada ağrı hissedilir, ama tam kalınlıkta sinir zedelendiğinden duyu yitimi vardır.

Nedenleri
Haşlanma, sıcak sıvı kaynayan su ya da sıcak çay gibi ya da buharla dokuların zarar görmesidir. Yanık ile haşlanma arasında önemli bir fark yoktur; yanık kuru ısıyla, haşlanma ise nemli ısıyla oluşur. Görülen zarar ile tedavi ilkeleri aynıdır.

Belirtiler
Birinci derecedeki haşlanmalar, en az zararlı olanlardır. Yalnız dış tabaka, yani üstderi epidermis zarar görmüştür. Derideki ter bezleri ve kıl kökleri gibi yapılar zarar görmez ve deri yeniden oluşabilir. Birinci derecede haşlanma belirtileri kızarıklık, ağır ya da hafif ağrı ve bazen kabarcıklardır. Kabarcıklar yarayı enfeksiyondan korur, bu nedenle patlatılmamalıdır. Kuramsal olarak, ikinci derecede haşlanma, daha derin olduğundan daha ciddidir, ama pratikte bunları birbirinden ayırt etmek güçtür. Genellikle birlikte olduklarından, "kısmi kalınlıkta yanık" olarak sınıflandırmak daha kolaydır. Altderide ciddi zararlar oluşabilir. Üstderinin ise tümü zarar görür, yalnızca derinin en derindeki hücreleri ile birkaç ter bezi ve kılkökü sağlam kalır. Ancak yine de yeni deri gelişimine yetecek kadar sağlam deri dokusu bulunur. Yeni oluşan deri, büyük bir olasılıkla pürtüklü, daha soluk renkte, kılsız ve bazen hissizdir.

Üçüncü derecede ya da tam kalınlıkta haşlanma, en ciddi türdür. Derinin tümü ile bütün kılkökleri ve ter bezleri zarar görmüştür. Yeni deriyi oluşturabilecek hücre kalmamıştır. Ancak, sinir uçları da hasar gördüğünden, daha yüzeysel olan haşlanmaların tersine, daha az ağrılıdır. Enfeksiyon çok önemli bir sorundur, az olan iyileşme olasılığını yok edebilir; bu nedenle, tedavi sırasında yarayı mikroplardan korumak çok önemlidir. Bu tür haşlanmada zarar, genellikle deri aktarımı gerektirecek kadar çoktur. Başlangıçta yara, ölü dokuların oluşturduğu bir kabukla kaplanır ve bu bir ölçüde yarayı enfeksiyondan korur. Kabuk düştüğünde ya da doktor tarafından kaldırıldığında, alttaki doku açığa çıkar. Hastanın bedeninin başka yerlerinden genellikle kalça ya da bacağın içinden alınan deri parçaları yanmış bölgeye "ekilir" ve sağlıklı deri adacıkları zamanla yayılıp birleşerek, yeni bir deri oluştururlar. Ancak bu birkaç aylık dikkatli bir bakım gerektirir ve ilk deriler tutmazsa bazen ikinci bir aktarım yapılır.

Haşlanmanın bedende oluşturduğu zarar, yalnızca deride bir bölgenin hasar görmesi ile kalmaz. Haşlanmadan daha ciddi olan bir tehlike, plazmanın kanın renksiz bölümü yitirilmesidir. Beden örtüsünün bir bölümünün yok olduğu durumlarda ortaya çıkan bu durum, ciddi bir komplikasyondur. Plazma yitimi oldukça fazla olabilir; hatta genellikle yanık bölgeden beklenileni aşar. Beden sıvısındaki bu yitim şoka ve yaşam merkezlerinin iflasına yol açabilir. Bu tip kazalarda ölüm nedeni genellikle budur. O yüzden, haşlanan alanın genişliği, derinliğinden önemlidir. Sorunun ciddiliği, yanan yüzeyin, beden yüzeyine göre yüzde hesabı ile belirtilir; sözgelimi, el ya da ayakların her biri yüzde bir, gövdenin ön ya da arka kısmının tümü yüzde 20 gibi. Haşlanmayla erişkinde beden yüzeyinin yüzde 15inden fazlası, çocukta ise yüzde 10undan fazlası zarar görmüşse, plazma yitiminin aktarımla yerine konması gerekecektir.

Tedavi
Birinci derece haşlanmalarda derinin iç tabakası dermis zarar görmemiştir. Ağrı genellikle birkaç günde geçer ve yara, iz bırakmadan iyileşir. Ama çok rahatsız ediyorsa, biraz kalaminli losyon ya da merhem sürülebilir. Bu, ağrıyı azaltacaktır. Eğer kabarcık uygunsuz bir yerdeyse ya da kazayla patlayacak gibiyse, üstüne bir gazlı bez ve pamuk kapatılarak korunmalıdır. Kabarcık çok büyükse doktor tarafından patlatılıp pansuman yapılır. Kazayla patlarsa üstüne temiz bir bezle kapatılmalıdır. Çok ağrı yapıyorsa antiseptik bir merhemle ağrı dindirilebilir. İkinci derece haşlanmalarda iyileşme yavaştır ve üstü açık kalan dokuda enfeksiyon olasılığı yüksektir. Üstelik altderideki sinir uçlarının açıkta kalması nedeniyle bu tür yaralar çok ağrılıdır.

Eğer haşlanan bölge çok ağrılıysa nemli bir bezle örtülebilir ama elle dokunulmamalı ve tedavi için doktora başvurulmalıdır. Çoğu olguda, kuru, steril pansuman yapılır. Yalnızca üçüncü derecede haşlanmalar hastane tedavisi gerektirir. İlk olarak şokla mücadele edilmelidir ve bu ancak plazma ve kan verilerek yapılabilir. Şoktan etkilenen organlar böbrekler, karaciğer ve mide gibi zarar görüp görmediklerinin saptanması ile izlenirler. Yitirilen sıvı nedeniyle bedenin enfeksiyonlarla savaşma gücü azalacağından, hastanın durumu sık sık denetlenir. Enfeksiyonlara karşı antibiyotikler kullanılabilir. Yara iyileştiğinde, yeni derinin esnemesi için ve söz konusu eklemlerin hareket gücünü artırma amacıyla fizik tedavi uygulanır.

Evde haşlanmayla sonuçlanabilecek kazaları önlemek için, birkaç noktaya dikkat etmek yeterlidir. Bilindiği gibi bu tür kazalar hemen her zaman ihmal ya da dikkatsizlik sonucu olur. Özellikle de yaşlılar ve çocuklar tehlike altındadırlar. Eğer evde çocuk varsa, mutfağı olabildiğince düzenli tutmak ve çaydanlık, ocak gibi tehlike yaratacak nesnelere yaklaşmalarını önlemek gerekir. Tava ve saplı tencereleri ocağın arka gözlerine koymaya dikkat etmek ve saplarının ocaktan dışarı taşmamasına özen göstermek de gerekir. Yaşlı ya da çocuk yıkanırken musluktan akan suyun, haşlayacak kadar sıcak olmamasına özen gösterilmelidir. Küveti önce soğuk suyla doldurup, sonra sıcak su eklemek en iyisidir; küçük çocuklar küvete düşebilirler. Ayrıca mutfağın ya da mutfak gereçlerinin tehlike yaratmayacak nitelikte olmasına özen gösterilmeli, gerekli düzenlemeler yapılmalı, onarım gerekirse geciktirilmemelidir.

Haşlanmaların çoğu ev kazaları sonucu olur ve ağır ya da hafif yanıklara yol açabilir. Ancak, durum ne olursa olsun, ağrıyı dindirecek ve enfeksiyon riskini azaltacak önlemler alınabilir. Islanan giysilerinizi çıkarın; her saniye yanığın daha da ilerlemesine neden olur. Haşlanan bölgeyi en az 10 dakika soğuk suya tutun. Haşlanan bölge şişmeden, üstünde sıkı olan ne varsa saat, bilezik, yüzük, jartiyer, ayakkabı gibi çıkarın. Haşlanma ciddi ise, hastayı yatırın ve sıcak tutun, şok geçirebilir. Haşlanan bölgeyi temiz, ıslak bir bezle kapatın. Bölgeye ellerinizle dokunmayın, krem sürmeyin. Su keseciklerini patlatmayın; enfeksiyona neden olabilirsiniz.

Hastaya su, çay ya da limonata verin; yitirdiği sıvının karşılanması gerekir. Yanık türündeki yaralar, "ağızdan hiçbir şey verilmez" kuralının söz konusu olmadığı tek yaralanma türleridir. Haşlanma ciddi ise, hastayı uygun pansuman ve tedavi için hemen doktora ya da hastaneye götürün. Ancak çok ufak haşlanmalara doktora gerek yoktur. Kendiniz tedavi edecekseniz, en iyisi bölgeyi kapamanızdır. Yanığa herhangi bir şey sürmemek en doğrusudur, ancak ağrı çoksa, antiseptik bir merhem sürebilirsiniz. Ağrı geçmiyorsa ya da enfeksiyon söz konusuysa doktora danışın.

Yorum (yok) Yorum yaz!

herpes

Herpes, deride ağrılı kabarcıklar oluşturan bir virüs hastalığıdır. Gerçek bir tedavisinin olmayışına ve belirtilerin zamanla kendiliğinden yok olabilmesine karşılık, hastayı rahatlatacak girişimlerde bulunulabilir...

Herpes virüsünün iki ayrı türü vardır. İlki ve daha ciddi olanı halk arasında "zona" diye bilinen hastalığın etkeni olan herpes zosterdir. Herpes simpleks denen ikinci tür ise ikiye ayrılır: Bedenin üst kesiminde özellikle de ağız ve burunda etkili olan, "uçuk" diye bilinen hastalığı yapanı ve üreme organları çevresinde oluşan genital herpesin etkeni.

Nedenleri
Zona, bedenin etkilendiği yerinde kuşak halinde kabarcıklar oluşturan, duysal sinirlerin ağrılı bir enfeksiyonudur. Nedeni, suçiçeği virüsüne benzeyen, ancak son derece karmaşık özellikler gösteren bir virüstür. Sözgelimi zona, bulaşıcı bir hastalık değildir ve hekimler herpes zoster virüsünün nasıl harekete geçtiğini tam olarak bilmemektedirler. Virüsün, çocuklukta geçirilen bir suçiçeği hastalığından sonra bedende gizli kaldığına inanılmaktadır.

Belirtiler
Enfeksiyon, etkilenen sinirlerde ağrı ve ateşle ortaya çıkar ve deride kabarcıklar belirir. Kabarcıklar sonradan kabuk bağlayarak salkım biçiminde kurur. Üreme organlarındaki genital herpes, değişik bir virüsle oluşur ve genellikle hasta bir kişiyle cinsel ilişki sırasında bulaşır. Enfeksiyon fiziksel ve duygusal stres zamanlarında ve kadınlarda âdet sırasında yineleyebilir. Üreme organlarında, makatta, kalçada ve baldırlardaki herpesler, yani kabarcıklar, genellikle patlayarak yara oluştururlar.

Tedavi
İki herpes virüsünün de kesin tedavisi yoktur. Ancak belirtilerin verdiği rahatsızlık yok edilebilir ve belirtiler sonunda kendiliğinden ortadan kalkar. Kabarcıklar için genellikle ağrı kesici ilaçlar, genital herpes içinse anestezik jeller uygulanır. Kabarcıklar, enfeksiyondan korunmak için antiseptik tozlarla ve merhemle örtülür. Antibiyotik ve kortikosteroit içeren merhemler de yararlı olabilir, ancak bu tür tedaviler doktor gözetimi altında kullanılmalıdır.

İyileşme
Bir hafta ile bir ay süren genital herpes zaman zaman yineleyebilir. Buna karşılık en şiddetli dönem enfeksiyonun başlangıç zamanıdır ve hasta çoğunlukla enfeksiyonun yineleme aralığının uzadığını görür. Bütün yaralar iyileştiğinde virüs artık "dinlenme" halindedir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

cüzam

Bir zamanlar toplum dışına itilen kurbanlarıyla korkunç bir hastalık sayılan cüzam, artık tedavi edilebilmektedir...

Hastalığa eskiden bütün ülkelerde rastlanılırdı. Günümüzde ise yalnız nemli, tropikal ve yarı tropikal bölgelerde görülmektedir. Yeterli besin almayanlar ya da açlık çekenler ise özellikle tehlikede sayılır. Dünyada, 2 - 10 milyon arasında cüzamlı bulunduğu sanılmaktadır. Her yıl, yaklaşık 200.000 yeni vakaya rastlanılmaktadır.

Belirtiler
Cüzam iki biçimde ortaya çıkar ve her ikisinde de belirtiler, iki ya da üç yıl süren uzun bir kuluçka döneminden sonra görülür. Tüberküloit cüzam denen türünde dirseğin arkasındaki ulna siniri kalınlaşır ve iltihaplanır; bedende çay lekesine benzer lekeler oluşur. Duyum yokluğu nedeniyle farkına varılmayan küçük zedelenmeler ve enfeksiyon daha büyük hasarlara yol açar.

"Lepromatöz cüzam" adı verilen öteki türünde ise ilk belirtiler, altındaki iltihap nedeniyle kalınlaşan, kabaran, buruşan, uyuşmuş bölgelerdir. En ağır biçimlerinde bütün deri etkilenir; daha az şiddetli vakalar ise, daha çok yüz ve kulakları etkiler. Yüz, "aslan yüzü" görünümü alır. Kulaklarda, burunda ve yanaklarda yumuşak derialtı oluşumları gelişir ve genellikle başka bakterilerin bulaşmasıyla, kangrene dönüşen yaralar açılır. Ayrıca çevresel sinirler hasar görür; geniş yama biçimli duyarsız bölgeler ve felçler ortaya çıkar. Bazen bu durum, bütün kolu ya da bacağı etkiler.

Nedenler
Cüzamın nedeni, "mycobacterium leprae" adlı bakteridir. Bakteri, deri ve sinirleri etkileyerek duyum yitimine, ağır vakalarda ise biçim bozukluğuna yol açar. Hastalığa neden olan bakteri, bir kişiden ötekine deri temasıyla ve - büyük bir olasılıkla - burundan çıkan damlacıklarla geçer. Böceklerle, sterilize edilmemiş dövme iğneleriyle, derialtına yapılan şırıngalarla da bulaştığı bilinmektedir. Bulaşıcı bir hastalık olmasına karşılık, uzun süre yakın temas söz konusu değilse cüzama yakalanma olasılığı azdır. Bu yüzden cüzam, çoğunlukla aile içinde etkili olur.

Tüberküloit cüzam hastalığın daha hafif bir biçimidir. Genellikle etkilenenler, kulak arkasındaki yüz sinirleri ve elin bir bölümüne ait ulna siniridir. Yavaşça beliren bir uyuşukluk ve çevresel sinirlerde omurilikten başlayıp beden yüzeyine yayılan sinirler duyum yitimiyle ortaya çıkar. Dirseğin arkasındaki ulna siniri kalınlaşır ve iltihaplanır; bedende çay lekesine benzer lekeler oluşur. Duyum yokluğu nedeniyle farkına varılmayan küçük zedelenmeler ve enfeksiyon daha büyük hasarlara yol açar.

"Lepromatöz cüzam" adı verilen öteki türünde ise bakterinin neden olduğu zarar, çok daha ağır ve yaygındır. Cüzam, tedavi edilmezse ilerler. Duyarsız bölgeler kolayca zarar görür; zedelenmeler fark edilmez, iltihaplanır, bazen kangren olur ve böylece el ve ayak parmakları yitirilir.

Sinirlerin iltihaplanması, çevresel kas gruplarının felcine yol açarak, bilek ya da ayakta felç yapar. Tedavi edilmeyen hastaların en az yüzde 25inde yüz biçiminin bozulması ya da ciddi sakatlığa varan biçim bozuklukları görülür.

Toplumdan yalıtılma korkusu, hastaların tedavi için zamanında başvurmasına ve cüzamın çevreye yayılmasına yol açar. Ancak tedavi görmekte olanların genellikle hastalığı bulaştırmadıklarından, yalıtılmaları gereksizdir.

Tedavi
Tanıda "lepromin testi" olarak bilinen deri testinden yararlanılır. Böylece hastanın direnci ölçülür. Direnç yüksekse, tüberküloit cüzamın hafif vakalarında olduğu gibi, bazen kendi kendine ya da birkaç aylık ilaç tedavisiyle geçer. Direnç düşükse, ilaç tedavisi yayılmayı sınırlar, ama yineleme eğilimi olduğu için ömür boyu ilaç almak gerekebilir.

Tedavi edilmeyen cüzam genellikle yaşamı kısaltmaz; yavaş ilerlediği için zamanla artan sakatlıklara ve biçim bozukluklarına neden olur. Bununla birlikte, modern tedaviyle ve erken tanıyla bu üzücü sonuçların önlenebildiğini unutmamak gerekir.

Tedavi, bir sülfür bileşiği olan dapson DDS ile yapılır. Dapson haftada iki kez ağızdan alınır. Bu tedavi yıllarca, bazen de ömür boyu sürer. Hasta, dapsonun yan etkilerine dayanamazsa, sülfakson ve rifampisin gibi başka bileşikler alabilir. Genellikle hastalarda ilaca tepki olarak karaciğer iltihabı ya da kansızlık oluştuğundan, bu ilaçlarla birlikte vitamin ve demir hapları verilir.

Zarar görmüş sinirlere yeniden duyarlılık kazandırmak olanaklı olmasa da, etkilenmiş kaslar fizik tedavi ile sağlığa kavuşturulabilir. Kangrenli bölgeler ameliyatla alınır; yüzün ciddi olarak etkilenmiş bölümlerine plastik cerrahi uygulanabilir.

Yorum (2) Yorum yaz!