Pamukçuk

  Belirtiler :

     Bebeğin ağzında , ağzının içinde ve çevresinde süte benzer ince bir tabakadır. Yanak iç tarafları bazen dilde , damakta ve dişetlerinde peynire benzeyen çıkıntılı beyaz lekeler şeklinde görülür.

     En çok yenidoğanda görülür fakat bazen daha büyük bebeklerde görülebilir. Özellikle antibiyotik verilen bebeklerde bu enfeksiyon oluşur.      

Etken ve bulaşma :

     Pamukçuk olarak bilinen mantar enfeksiyonu bebeğinizin ağzında sorun oluştursa da , aktivitesine daha önceden doğum kanalında monila sınıfı mantar enfeksiyonu olarak başlamıştır ve bebeğinizin bu enfeksiyonu aldığı yer de orasıdır.

     Enfeksiyonun etkeni Kandida albicans’tır ve bu organizma normalde ağız ve vajinada yaşar. Diğer mikroorganizmalarla aynı anda kontrol edilir ve genelde problem çıkarmaz. Fakat bu denge bozulduğu zaman -hastalık , antibiyotik kullanımı ve hormonsal değişiklikler(gebelik gibi)- mantar için uygun olan koşullar oluşur.

     Teşhis :

     Pamukçuk ağızda meydana gelen hafif bir mantar enfeksiyonudur.Yanakların iç tarafına , dilin üzerine ve ağzın tavanına sürülmüş beyazımsı lekelere benzer. Eğer beyaz leke kazınılırsa , altında deri yanmış gibi görünür ve kanayabilir. Pamukçuk sağlıklı yeni doğmuş bebeklerde meydana gelir.

     Pamukçuk olan bebeğin ağzı yaradır.
bebek emzirilirken rahatsızdır ve hatta emzirilmeyi reddedebilir. Eğer bebeğinizde pamukçuk olduğundan kuşkulanıyorsanız doktora başvurun . Teşhis koymak için çoğunlukla parmak suretiyle bile muayene yeterli olmaktadır.

     Tedavi :

     Sağlıklı bir yeni doğmuş
bebek genellikle hastalığı kendi başına yenebilmektedir. Fakat özellikle pamukçuk geniş bir alana yayılmışsa bazı antimantar ilaçlar iyileşme sürecini hızlandırabilir.

     Maya enfeksiyonun kendisi tehlikeli değildir ancak ağrı yapar. Enden olarak antimantar ilaçlarla tedavi edilmezse komplikasyon görülür.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Jinvijit


Dişetlerinin iltihaplanmasına; halk arasında dişeti iltihabı, tıp dilinde ise piyore veya paradontal hastalığı denir. Dişetleri çevresinde toplanan besinlerin orada mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Dişetlerinin kenarları düz, parlak, kırmızı ve hafifçe şikin bir şekil alır. Fırça ile dokunulduğunda kanar. Tedavi için yapılacak ilk iş, diş temizliğine itina göstermektir..
 

Belirtileri

Hafif bir basınçtan sonra dişetlerinde aşırı kanama ve acı, Dişetlerinin üzerinde grimsi tabaka. Nekroza yol açıcı ülserli jinvijit ya da Vincent enfeksiyonu olarak da bilinen ülserli ağız iltihabı ağrılı bir jinjivit biçimidir. Genellikle genç yetişkinleri etkiler; hafif ya da şiddetli olabilir. Hastalığın siper ağzı adını almasının nedeni, I. Dünya Savaşı sırasında, kötü hijyen ve yetersiz beslenme koşulları altında siperlerde yaşayan askerlerde ortaya çıkmasıdır. Ülserli ağız iltihabı, en küçük bir başlangıçta ya da tahrişte aşırı kanamayla belirginleşir. Hastalık, normal olarak ağızda bulunan bakterilerin yol açtığı bir enfeksiyonun sonucudur. Bulaşıcı değildir. Hastalğın başlaması genellikle anidir. Dişler arasındaki dişeti çıkıntılarlı tahrip olarak, plak ve yemek artıkları toplayan kraterler oluştururlar. Bölge, grimsi çürümüş bir dişeti dokusuyla kaplıdır. İltihap ve enfeksiyon ağzın başka kısımlarınada yayılabilir.

Tedavi

Diş hekimi, diş etlerinizi yumuşak bir şekilde ve iyice temizleyerek tedaviye başlar. Ağzın tuz ya da peroksit solüsyonuyla yıkanması genellkle semptomların hafiflemesine yardımcı olur. Diş hekimi, rahatsızlığı azalkmak için bir ağrı kesici almanızı tavsiye edebilir. Ayrıca bol bol dinlenmelisiniz, dengeli bir diyet uygulamanız ve sigara ya da baharatlı yiyecekler gibi tahriş edici unsurlardan kaçınmanız öğütlenir. Aynı zamanda yüksek ateş söz konusuysa antebiyotik verilebilir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ağız Yaraları

Ağız içinde oluşan, bazen tekrarlayıcı olan yaraların, basit bir vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi kanser, behçet ve frengi gibi ciddi hastalıkların da başlangıcı olabilir
Ağız yaraları, ağız içerisinde derin veya yüzeysel doku kaybına neden olan çoğu ağrılı ve sızılı belirtilerdir ve hepsinin de ciddi hastalıkların belirtileri olarak dikkate alınmaları gerekir. Ağız içerisindeki derin yaralar özellikle ağız içi kanserlerini düşündürmelidir. Genellikle daha önceden varolan kırmızı veya beyaz belirtiler üzerinden çıkarlar ve hızla yayılırlar. Erken tanı ve cerrahi çıkarma kesin sonuç verebilir. Çok sık olmamak üzere tüberküloz, frengi, bazı özel mantar hastalıkları gibi mikrobik hastalıklar da böyle derin yaralara neden olabilirler. Ayrıca çok seyrek görülen özel hastalıklar vardır. Daha sık görülen ve çok karışan grup yüzeysel yaralardır. ''Aft'' bunların en sık görüleni olup, ''ağız yarası'' sözcüğünün en çok kullanıldığı hastalıktır. Etrafı kırmızı, ortası sarımsı yara şeklinde olup, aniden ortaya çıkar ve 8 - 10 günde geçerler. Ağrılı olan hastalık, birden fazla sayıda ve sık yineleyerek seyrettiğinde çok rahatsız edici olabilir. Ayrıca çok sık yineleyen aftlar ''Behçet Hastalığının'' da belirtisi olabilir. Frenginin ağız içi belirtileri yara halini aldığında aftlara çok benzer sıyrıklar yapabilir ve çok yanıltırlar. Basit yanıklar, ağız içerisinde kabarcıklar ve sonra sıyrıklar yaparlar ve pek çok hastalığı da taklit ederler. Bazı ilaçlara bağlı olarak, duyarlı kişilerde yanık gibi birden ortaya çıkan ve şiddetli ağrılı olan reaksiyonlar görülebilir. Bunların şiddetli şekilleri bazen yaşamsal tehlikelere neden olabilse de genellikle kendiliğinden 15 - 20 gün içerisinde geçme eğilimindedir. Benzer şekilde yanığımsı yaralarla başlayan ve iyileşme eğilimi göstermeden sürekli yayılarak ilerleyen ''Pemfigus'' adlı hastalık bu grubun en önemli üyesidir. Aynı zamanda deride de benzer yaralarla süren hastalık, sürekli ağrılı, akıntılı ağız nedeniyle hastanın beslenmesini, sıvı alımını bozar ve çok ciddi yaşamsal tehlikelere sebep olabilir. Göz korkutan bütün bu hastalıklarda, bir deri hastalıkları uzmanının erken tanı ve tedavisi hayatı yeniden yaşanabilir hale getirecektir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ağız Kanseri

Ağız kanserlerinin sıklığı ve ciddiyeti Ağız kanserlerinin çoğunluğu 45 yaşın üzerinde ortaya çıkar ve erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazladır.
Ağız kanserlerinin oluştuğu bölgeler sıklıkla; dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetleridir. Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere neden olabilir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından da önemlidir.

Ağız kanserlerinin nedenleri nelerdir?
Ağız kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmez. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki karsinojen maddeler ve fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörlerin ağız kanseri riskini arttırdığı bulunmuştur. Genetik yatkınlık ta ağız kanserleri için risk faktörleri arasındadır.

Ağız kanserlerinin muhtemel belirtileri;

  • Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar

  • Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması

  • Ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar

  • Seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi

  • Çiğneme ve yutma güçlüğü

  • Dil ve çene hareketlerinde zorlanma

  • Dil veya ağızın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk

  • Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması

  • Ağız kanseri lezyonları başlangıç döneminde ağrısızdır, kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında harabiyet oluşturdukça ağrı şikayeti de başlar. Kişinin kendinin ağız kanserini farketmesi güç olabilir. Bu nedenle düzenli dişhekimine gidilmesi son derece önemlidir.

     


    Ağız kanseri riskinin azaltılması;

  • Sigara, sigar, pipo gibi tütün ürünlerinin kullanmayınız, tütün çiğnemeyiniz

  • Alkol kullanıyorsanız, aşırıya kaçmayınız

  • Hem alkol hem de tütün ürünlerini kullanan kişilerde ağız kanseri riski alkol ve tütün ürünlerini kullanmayan kişilere göre 15 kat artmıştır

  • Meyva ve sebzeden zengin diyetle besleniniz (araştırmalar bu tür diyetin ağız kanseri riskini azaltabileceğini ileri sürmektedir)
    Düzenli olarak dişhekimine gitmeyi ihmal etmeyiniz.

  • Yorum (yok) Yorum yaz!

    Diş eti Hastalıkları

    Dişeti iltihabı (piyore) nedir?

    Periodontitis ya da halk arasında bilinen adı ile 'piyore' dişleri saran kemik ve dişeti dokularinin iltihabıdır. Dişler ağız içinde görebildiğimiz kron kısmı ve çene içine gömülmüş 'kök'ten oluşmuştur. Kökler kemik için de ince lifler yardımı ile tutunmaktadır. Bunun yanında çene kemiğinin iç yüzünü saran pembe dişeti'de dişin boyun kısmına yapışır. Dişeti iltihabı sadece gözle görülen dişetini değil, kemik dokuyu da etkileyeceğinden kontrol altına alınmayan bir dişeti rahatsizlıgı sonuçta çürüksüz dişlerin sallanmasına ve çekilmesine neden olacaktır.

    Dişeti iltihabı nasıl baslar?

    'Dental plak' da denilen mikrop tabakasının dişler üzerinde birikmesine izin verilirse bu tabaka içinde yaşayan bakteriler tarafından üretilen zararlı maddeler dişetlerinde iltihaba yol açar. Dişeti hastalığının bu erken dönemine 'gingivitis' denir. Gingivitis aşamasi Resim 1'de görüldüğü gibi hafif kızarıklıkla kendini belli edebileceği gibi görüntü olarak daha hafifte olabilir.

    Dental plak nedir?

    'Dental plak' dişler üzerinde düzenli olarak biriken mikrop tabakasıdır. Bu tabaka istenmeyen 2 şeyi oluşturur.

    Diş çürüğü
    Dişeti hastalığı


    Dental plak yumuşak ve renksizdir. Bu nedenle belli bir kalınlığa ulaşmadan görülemez. Yoğun olarak dişlerin araları ve dişeti-diş sınırında birikir. Bu tabakanın oluşumu engellenemez, ancak hergün düzenli dikkatli ve yeterli diş fırçalamak ile diş ve dişetlerine zarar verecek miktarda birikmesi önlenir. Diş araları gibi fırçanın ulaşamadığı bölgelerdeki plak, diş ipi ile temizlenir.

    Sağlıklı dişeti nasıl görünür?

    Saglıklı dişeti pembe ve dişleri sıkıca sarar durumdadır.

    Dişeti hastalıklarına sık rastlanılır mı?

    Evet diş çürüğünden daha sık. Neredeyse tüm erişkinler bir dereceye kadar bu hastalıktan etkilenir ve birçok vak'a da hiç çürüğü olmayan dişler sadece sallandıkları için çekilirler.

    İltihaplı dişeti'nin görünümü nasıldır?

    İltihaplı dişeti kırmızı ve / veya sis görünümündedir. Fırçalarken kanayabilir.

    Dişeti iltihabının belirtileri nelerdir?

    Dişeti rahatsızlıkları bazen fark edilemeden çok ilerlemiş olabilir. Bununla birlikte aşağıdaki belirtilerin bir ya da birkaçının birarada gözlenmesi dişeti rahatsızlığı olasılığını akla getirmektedir.

     

    Ağiz kokusu
    Kırmızı ve sis dişetleri
    Ağızda tat bozukluğu
    Dişetlerinin çekilerek diş kökünün açığa çıkması
    Sallanan dişler
    Zamanla eğilen ya da çarpıklaşan dişler
    Dişeti kanaması (diş fırçalarken ya da kendiliğinden)


     

     


    Dişeti iltihabı tedavi edilir mi?

    Evet. Ancak tedavi iltihabın ne derece ilerlediğine bağlıdır. Sadece 'gingivitis' safhasında yapılan tedavi yüksek başarı sağlar. Tedavi süresince, diş hekiminiz dişlerinizi diş taşından arındırıp diş fırçalama tekniğinizi en iyi hale getirecektir. Bundan sonraki sorumluluk size düşmektedir. Usulüne uygun yaptığınız temizlik, dişetlerini, pembe ve sağlıklı görüntüsüne kavuşturacaktır. Ancak tedavi'ye en kısa sürede başlanması şarttır.

    Ağızdaki tüm dişler iltihaptan eşit olarak etkilenir mi?

    Hayır. Temiz tutulabilen dişlerin etrafında dişeti rahatsızlığı görülmez. Hastalık, genellikle temizlenmesi zor olan arka dişler ve diş aralarında gözlenir.

    Dişeti iltihabı nasıl yayılır?

    Zaman içinde diş yüzeyine tutunan dental plak dişeti seviyesinin altına uzanır ve iltihabı olayı yayar. Bu durum genellikle çok yavaş ilerler ve dişe destek olan kemiğin harabiyeti ile birlikte diş ile dişeti arasında, normalde çok sığ olması (1-2 mm.) gereken bir boşluk oluşumuna neden olur. Bu 'periodontal cep' İltihabın yayılması ile daha da derinleşir.

    İşte 'periodontitis' dişeti hastalıgının bu dönemine verilen addır. Yıkıma uğrayan kemik miktarı arttıkça dişler artan oranda sallanmaya başlar. Dişeti ceplerinin derinleşmesi çogu zaman beraberinde dişeti apselerinin oluşumuna neden olur. Bazı durumlarda da kemiğin erimesini takiben dişeti çekilir ve kökler görünecek şekilde ortaya çıkar. İltihabın bu derece ilerlemesi genelde ağrısız oldugu için hasta, olayın farkında olmayabilir.

    İlerlemiş diseti hastalığı (periodontitis) tedavisi nasil yapilir?

    Tedavi size uygun diş firçalama ve dişipi kullanma tekniklerinin öğretilmesi ile başlar. Daha sonra ki basamak ise doktorunuz tarafından dişleriniz üzerindeki diştaşı ve 'dental plak'ın temizlenmesidir. Bu işlem genellikle birkaç randevu gerektirir. Tedaviniz bittikten sonra, üzerinize düşen diş ve ağız temizliğini yaparsanız dişetlerindeki kırmızılık ve sisliğin ortadan kalktıgını ve sallanan dişlerinizin çene kemiğinize daha iyi tutundugunu izleyebilirsiniz. Bazı ileri durumlarda ameliyat olmanız doktorunuz tarafından önerilebilir. Böyle bir öneri ile karşılaştıysanız detaylı bilgi almak için lütfen dişeti uzmanımız ile görüşünüz.

    Dişeti ameliyatından sonra neler beklemeliyim?

    Dişeti ameliyatları ve diştaşı temizliği işleminden sonra dişeti iyileşmesinin doğal sonucu olarak dişetleri bir miktar küçülürler. İşte bu nedenle bazi vak'alarda dişler uzamış gibi görünür. Tedavi öncesi hastalık ne kadar ileri ise bu küçülme miktarı o kadar fazladır. Bu durum hastaları sadece estetik olarak değil sıcak-soğuk hassasiyeti şeklinde de rahatsız eder. Bu hassasiyet zamanla kendiliğinden azalabileceği gibi yüksek flourür içeren diş macunlarının kullanılması ile de ortadan kaldırılabılır. Dişeti ameliyatlarından sonra dişler eskisine göre daha fazla sallanma gösterebilirler ancak bu 2-3 ay içinde tamamen ortadan kalkar.

    Dişeti hastalığının tek sebebi 'dental plak' mıdır?

    Hem evet, hem hayır. Bazi insanlarin vücut savunma mekanızması çok gelişmiştir ve dişlerini fırçalamasalar bile çok ciddi boyutta dişeti rahatsızlığına yakalanmazlar. Bazıları ise diğer her yönden çok saglıklı olsalar bile, dişeti rahatsızlığına karsı dirençleri düşüktür ve ancak çok iyi bir ağız temizliği alıskanlığı ile hastalığa karşı koyabilirler.

    Dişlerimi düzenli fırçalamama rağmen neden dişeti hastalığına yakalandim?

    Büyük olasılıkla fırçalamayı tam ve etkin olarak yerine getiremiyorsunuz. Çoğumuz dişler ile dişetlerinin birleştigi bölgeyi tam anlamıyla temizlemenin ne kadar zor oldugunu bilmeyiz. Bu nedenle belki de fırçalama tekniğiniz ve sürenizin bir uzman yardımı ile düzeltilmeye ihtiyacı vardır. Ayrıca diş fırçasının kıllarının dişler arasına giremeyeceği, buraların ancak diş ipi ile temizlenebileceğini hatırlamalısınız.

    Tartar ile plak aynı şey midir?

    Hayır. Tartar ya da bilimsel adı ile kalkülüs dental plagin değişik bir şeklidir. Tartar, tükürük içinde bulunan kalsiyum'un dental plak ile birleşip, sertleşerek dişler üzerine yapısması halidir. Tartar en sık alt ön dişlerin arka yüzeyinde birikir. Bir kez oluşması halinde tartar ancak diş hekimi ya da dişeti hastalıkları uzmanı (periodontolog) tarafından temizlenebilir. Anti-tartar özelliği olan dişmacunlari olusmuş tartarı ortadan kaldıramaz. Bir kalınlığa ulaşmadan görülemez. Yoğun olarak dişlerin araları ve dişeti-diş sınırında birikir. Bu tabakanın oluşumu engellenemez, ancak hergün düzenli, dikkatli ve yeterli diş fırçalamak ile diş ve dişetlerine zarar verecek miktarda birikmesi önlenir. Diş araları gibi fırçanın ulaşamadığı bölgelerdeki plak, diş ipi ile temizlenir.

    UNUTMAYIN ! KENDİ DİŞ VE DİŞETİ SAĞLIĞINIZI KORUMAK, DİŞ HEKİMİNİZİN OLDUĞU KADAR SİZİN DE SORUMLULUĞUNUZDUR. LÜTFEN MUCİZE BEKLEMEYİN. DİŞETİ HASTALIKLARI UZMANI DOKTORUNUZ TARAFINDAN UYGULANAN DİŞETİ TEDAVİSİNDEN SONRA, DİŞETİ VE DESTEK DOKULARINIZIN SAĞLIĞI, ANCAK SİZİN AĞIZ BAKIMINA GÖSTERDİĞİNİZ İLGİ ÖLÇÜSÜNDE BAŞARILI OLABİLİR.

    Yorum (yok) Yorum yaz!

    Ağız Kokusu

    Kötü ağız kokusu, çoğu zaman mahcubiyete, sosyo-psikolojik problemlere sebep olur; hatta evlilikleri bile etkileyebilir.
     

    SEBEPLERİ:

    • Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Ölü ve ölmek üzere olan bakteriler sülfür bileşikleri açığa çıkarır.
    • Bakteri tabakaları ve yiyecek artıkları dilin arka tarafında birikir. Dilin yüzeyi oldukça pürüzlü bir yapıdadır ve bakterilerin yaşamasına elverişli bir özelliğe sahiptir. Büyük miktarda sülfür bileşikleri de bu alanlarda birikir.
    • Eğer diş yüzeyi temizlenmezse kısa sürede bakterilerin yaşamasına elverişli bir hal alır.
    • İleri derecede dişeti rahatsızlığına sahip olanlarda kişinin kendi başına temizleyebilmesi pek mümkün olmayan, ulaşılamayan alanlar vardır. derin dişeti cepleri gibi böyle alanlar da kötü kokuya sebep olur.
    • Şanslıyız ki ağız boşluğundan kaynaklanan kötü kokuların tedavisi kısa sürede sonuç vermektedir ve problem halledilebilmektedir.

     

    TEDAVİ YÖNTEMLERİ (Ağız boşluğu kaynaklılarda)

     

    • Diş problemleriyle diğer patolojik nedenlerin tedavisini yapın. Tam bir ağız muayenesi yaptırın. Koku testleri uygulanabilir ki bu testlerle uçucu sülfür gazları ve halitosis hastalığının boyutları tespit edilir.
       
    • İleri dişeti hastalıkları ve/veya diş çürükleri tedavi edilmelidir.
       
    • Ağız enfeksiyonları yok edilmeli gömük, sorunlu dişler çekilmelidir.
       
    • İyi bir ağız hijyenine özen gösterilmeli. Dişlerin tüm yüzleri ve dil sırtı temiz tutulmalıdır. ağız enfeksiyonları tedavi edildikten sonra gargaralar ve diş macunları da yardımcı olabilir.
       
    • Ağız kuruluğuna mani olmak için gün boyu su için.
       
    • Tükürük salgısını hareketlendirin: bakteri oluşumunu önlemek için ağzın oksijenlenmesine yardımcı olur. Şekersiz sakız çiğnemek bunun en kolay yoludur. Bu arada mentollü pastillere dikkat! Kokuyu giderir gibi görünse de kuruluğa neden olur.
       
    • Su içeriği bol olan sebze (domates, kereviz, pırasa) ve meyveler (elma muhteşem bir ilaçtır) tüketin. Yiyeceklerinizin üzerine maydanoz doğrayın.
       
    • Eczanelerde satılan maydanoz yağı bazlı kapsüller alın. 
       
    • Sarımsak, soğan ve baharattan kaçının (ya da, sarımsak ve soğanı pişirerek yemeyi tercih edin). Çoğunlukla kötü sindirildiklerinden süt ürünleri de bu probleme neden olabilir.
       
    • Dilinizin üzerinde biriken bakterileri temizlemek için bir dil raspası kullanın veya fırçalama sırasında dilinizi temizleyin.
       
    • Kahve taneleri çiğneyin, portakal veya limon kabuğu emin.
       
    • Alkol ve sigarayı bırakın.


    Kötü ağız kokusundan şikayet edenler bu konunun üzerine gitmelidir. çünkü basit bir müdahale ile bu probleminizden tamamen kurtulmanız mümkün olabilir. Eğer ağız ve dişlerinize yapılan müdahaleden sonra hala ağız kokusundan şikayetçi iseniz diğer sebepleri de araştırmak gerekecektir:

     

     

    AĞIZ KOKUSUNUN DİĞER SEBEPLERİ:

    • Özellikle sinüs ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlar
    • Şeker hastalığı (Diyabet) (aseton kokusu)
    • Böbrek yetmezliği (balık kokusu gibi)
    • Karaciğer yetmezliği
    • Metabolizma bozuklukları (teşhisi zor olabilir, zaman zaman ortaya çıkan kötü bir balık kokusu)
    • Açlık, diyet, ağız kuruması, oruçlu olmak (Sıvı gıda eksikliklerinde vücuttaki yağ ve protein çözünmeye başlar, bu metabolizmanın yan ürünleri kötü ağız kokusu olarak yansır)

    Yorum (yok) Yorum yaz!

    Çürük dişe dolgu tarihe karışacak

    Çürük dişe dolgu tarihe karışacak! Diş çürüğünün üzerine bir solüsyon sürülecek, diş oyulmadan kendini tedavi edecek! Yeni bir tür gargara da diş fırçalamayı tarihe karıştıracak

    Diş hekimliğinde yapılan iki yeni buluş, çürüyen dişin oyularak dolgu yapılması operasyonu ile plaklardan korumak için dişlerin fırçalanmasını gereksiz hale getirecek.

    Leeds Diş Enstitüsü bilim adamları, vücudun yeni dişleri oluştururken izlediği yolu taklit edebilen bir solüsyon geliştirdi. Dişlerin dolgu yapmadan tedavi edilmesi, yeni bir protein sayesinde mümkün olacak. Uzmanlar araştırmalarında bu proteinin diş minesi üzerinde bir tür yapı kalıbı oluşturduğu ve içine gerekli mineralleri topladığını tespit etti.

    Bu durumda söz konusu proteini içeren bir solüsyon erken aşamadaki diş çürüğü üzerine sürülecek ve minerallerin toplanmasıyla diş, yeniden sağlıklı hale gelecek. Böylelikle dişin oyularak dolgu yapılmasına gerek kalmayacak ve diş doğal yollardan tedavi edilmiş olacak.

    Yakın gelecekte...

    Aynı araştırmacıların öteki buluşu da ışıkla temasa geldiğinde plak oluşumuna yol açan bakterileri öldüren bir gargara oldu. Gargara , bakterileri cezbeden bir molekül. Molekül bakteri tarafından emildikten sonra parlak ışığa maruz kalınca aktive oluyor ve bakteriyi patlatıyor.

    Bilim adamları, gargaranın 3 yıl, dolgusuz diş tedavisinin de 5 yıl içinde mümkün olacağını belirttiler. Milliyet


    Yorum (yok) Yorum yaz!