Sağırlık

Sağırlık neden meydana gelir?
İşitme duyusunun bozulması, orta kulaktaki kanaldan ses dalgalarının zaptı, iç kulağa nakli ve oradaki kulak siniri yoluyla beyine ulaştırılmasında bir engelleme sonucu ileri gelebilmektedir.

Bir kulakta sağırlık gelişmişse, öteki kulak da etkilenir mi?
Sağırlık bir enfeksiyona tabi olarak gelmişse bazı hallerde bir kulakta sınırlı kalır. Ancak, bu genel bir kaide değildir. Vakaların büyük çoğunluğunda bir kulak etkilendikten sonra, er geç öteki kulak da işitme duyusunu kaybeder.

İki kulak da aynı zamanda sağır olur mu?
Muhakkak surette değil. Uzun süreli bir ara olabilir veya yalnız bir kulak iltihaplanmışsa öteki kulak etkilenmeyebilir.

Ne gibi sağırlık türlerine rastlanmaktadır?
a.  Doğuştan olan sağırlık.
b.  Beynin etkilenmiş olmasından dolayı merkezi sağırlık.
c.  İç kulağın veya işitme duyusu kanalının etkilenmiş olmasından dolayı algı sağırlığı.
d.  Orta kulak veya işitme duyusu kanalının etkilenmiş olmasından dolayı iletici sağırlık.
 

Doğuştan Sağırlık

Sağırlık irsi bozukluklardan (anormalliklerden) kaynaklanabilir. Kalıtıma bağlı bir böbrek hastalığı olan irsi nefritle (Alport Sendromu) beraber gelişmiş olabilir. Kalıtıma bağlı daha birçok sağırlık türleri vardır. Guatrla birlikte sağırlık (Pendred Sendromu), dış kulak, yüz ve boyun sakatlıklarının doğurduğu sağırlık, cilt anormalliklerinden kaynak!anan sağırlık, zihinsel geriliğin neden olduğu sağırlık; retinitis pigmentosa (gece körlüğü) ve periferal nöropatiye bağlı sağırlık (duyma özürü) bu tür sağırlıklardır.

Sık rastlanmayan ve başka anormalliklerle (bozukluklarla) ilgisi olmayan sağırlık türleri de vardır. Bunlar yaygın sayılmaz. Eğer ailenizden birinde veya çocuğunuzda bu tür bir sağırlık belirlenirse bir uzmandan genetik konuda bilgi edinin. Sağır bir bebek veya çocuk için uygun tedavi ve eğitime gecikmeden başlanmalıdır.

Eğer bir hamile anne adayı kızamıkçık geçirirse, gelişen bebeğin etkilenme riski vardır. Eğer kızamıkçık (German measles) hamileliğin ilk üç ayı içinde olursa, çocuğun sağır olarak doğma olasılığı vardır. Ayrıca katarakt, kalp problemleri ve beyin veya sinir sistemi bozuklukları gibi başka ciddi sakatlıklar da olabilir. Hamileliğin daha sonraki aylarında geçirilen kızamıkçık işitme kaybı yapabilir, fakat diğer sakatlıklara neden olma olasılığı azdır. Erken doğum (prematüre), doğum sırasında veya hemen doğum sonrası oksijensiz kalmak, kan uyuşmazlıkları ve menenjit genç yaşlarda sağırlık yapabilir

İç kulak sağırlıklarının bazı neaenleri hangileridir?
a.  Kabakulak, enfluenza, kızıl ve sıtma gibi hastalıklar.
b.  Pilotluk veya buhar kazanı imalatı işçisi vb. meslekler.
c.  Kinin ve salisilatlar gibi ilaçlar.
d.  Kulak mekanizmasından geçen kafatasının şakak kemiğinde kırıklıklar.
e.  "Labirent" ile ilişkili alerjik tepkiler.
f.   İç kulakta kanama.
g.  İşitme duyusu siniri  (akustik siniri) tümörleri.

İç kulaktaki bir sakatlıktan ileri gelen bir sağırlık orta kulaktaki bir sakatlıktan ileri gelen bir sağırlıkla nasıl ayırt edilebilir?
Orta kulaktaki sağırlığın ses nakli mekanizması ile bir ilişkisi yoktur. Böylece, kulağın arkasındaki mastoid kemiğine karşı titreşim yapan bir diyapazon tutulursa, kuvvetlenen titreşimler sakatlanmamış olan iç kulaktan nakledilebilinir. Eğer sağırlık iç kulaktaki bir arızadan veya akustik sinirinden ileri gelmişse diyapazon titreşimleri duyulmayacaktır.

Sağırlığa tıbbi bakımdan yardımcı olunabilir mi?
a.  Sağırlık hastalıktan; örneğin kabakulak vb. ileri gelmişse işitme duyusunu artıracak hiçbir çare yoktur; ancak işitme aygıtları kullanılabilecektir.
b.  Eğer sağırlık alınan ilaçlardan gelmişse ve sürekli hasar meydana gelmeden bu ilaçların alınması durdurulursa, işitme duyusu kendiliğinden düzelecektir.
c.  Sağırlık aşırı seslerden veya patlamalardan ileri gelmişse, hasta bu gibi seslerden uzaklaştırıldığı takdirde zamanla kısmi bir iyileşme elde edilebilecektir.
d.  Şakak kemiğinin çatlamasından veya kanamalardan gelişen bir sağırlık, zamanla kısmen kendiliğinden düzelebilecekse de, bunu ilaç verme yoluyla temin etmek imkanı yoktur.
e.  Akustik sinirindeki tümörlerden dolayı ileri gelen sağırlık bu tümörün ameliyat yoluyla çıkarılması ile kısmen geçirilebilecektir.

Orta kulak sağırlığı neden meydana gelir?
a.  Toplanan kulak kiri.
b.  Dış kulak kanalında yabancı bir cisim.
c.  Kanaldan bir ifrazat.
d.  Kanal derisinde meydana gelen bir iltihaplanmadan dolayı kanalın daralmış olmasından.
f.   Delinen kulak zarları.
g.  Orta kulağın iltihaplanması.
h.  Orta kulaktaki üzengi kemiğinin hareket kabiliyetini kaybetmesi,
i.   Orta kulakta tümör,
j.   Tıkanmış olan bir östaki borusu,
k.  Otoskleroz diye adlandırılmış olan dejenere edici bir hastalık.

Nakletme (iletici) sağırlığı olma oranları nedir?
Her yüz kişinin beşinde iletici mekanizmalarında rahatsızlık bulunduğundan sağırlık olduğu tahmin edilmektedir. Neyse ki bu beş kişinin ancak birinde tıbbi müdahale gerektirecek derecede işitme noksanlığı bulunmaktadır.

İletici sağırlığı düzeltmek için tatbik edilen tıbbi metotların bazıları hangileridir?
Eğer sağırlık dış kulakta kir toplanmasından, kanalda yerleşen yabancı bir cisimden, kanalda bir iltihaplanmadan, bir orta kulak enfeksiyonundan veya tıkanmış olan bir östaki borusundan ileri gelmişse; bu bir kulak-burun boğaz uzmanının müdahalesi neticesinde kolaylıkla düzeltilebilecektir. Eğer, tıbbi metotlarda, azami iyileşme temin edilebilinmişse, fakat rahatsız edici durum hala kısmen devam etmekteyse, o zaman iletici sağırlığı olan kişiler işitme aygıtları kullanmalıdırlar.

İşitme aygıtları tesirli midir?
Evet. Mükemmel işitme aygıtları yapılmakta ve her geçen gün yeni gelişmeler olmaktadır. Ancak, işitme aygıtları her sağırlık tipinde tesirli olamamaktadır.

Sağırlık tedavisinde X ışını tedavisi veya radyum kullanılmakta mıdır?
Eskiden lenfa dokuların fazla büyümesinden östaki borusunun tıkanması hallerinde X ışınları veya radyum kullanılmaktaydı. Ancak, şimdi görülmüştür ki bu gibi tedaviler daha ileri yıllarda tiroidde kanser gelişmesine neden olabilmektedir.

Sağırlığın tedavisinde cerrahi müdahale yararlı olmakta mıdır?
Evet, bazı tür sağırlıklarda. Eğer sağırlık orta kulakta sıvı toplanmasından ileri gelmişse, kulak zarına yapılacak bir ensizyon, bu sıvının akmasını temin edecek ve genellikle işitme duyusunun tam anlamıyla dönüşüne yardımcı olacaktır.
Orta kulaktaki üzengi kemiğinin hareketsizliğine bağlı olarak meydana gelen bir sağırlık da, ameliyat yoluyla mükemmel bir şekilde düzeltilebilecektir

Otoskleroz nedir?
Otoskleroz bir iç kulak hastalığıdır.

Otosklerozun zararlı sonuçları nedir?
Otoskleroz sağırlığa en çok neden olan durumdur; özellikle iletici sağırlık tipine.

Otoskleroz her zaman sağırlığa neden olur mu?
Hayır.

Otosklerozun belirtileri nelerdir?
Sağırlık en genel olan belirtidir. Ancak bazı hallerde hastalık kulaklarda gürültülerin duyulması ile kendisini gösterir. Kulaklar muayene edildiği zaman hiçbir anormallik bulunmaz.

Otoskleroz nasıl tedavi edilir?
Günümüzde en çok başvurulan ameliyat metodu "stapedektomi" olarak adlandırılmaktadır. Ameliyat edilecek kısımlar, çok küçük olduğundan bu ameliyat büyüteç aygıtların kullanılmasıyla lokal anestezi altında yapılmaktadır. Kulak zarının yanından küçük bir ensizyon yapılmakta ve zar kaldırılınca orta kulak ve üç küçücük kemiği meydana çıkmaktadır. Üzengi kemiği (üç kemikten biri) bundan sonra alınmakta ve böylece iç kulak açılmış bulunmaktadır. Bu açılan kısım ufak bir ekle, genellikle bir damar parçası veya plastik bir madde ile kapatılmaktadır. Küçük bir plastik tüp veya paslanmaz çelikten bir tel bu eke iliştirilmekte ve geriye kalan iki küçük kulak kemiğine (çekiç kemiği ve örs kemiği) bağlanmaktadır. Ameliyatın bu kısmı tamamlandıktan sonra kulak zarı yeniden eski yerine getirilmektedir.

Sağırlık halinde delik açma (fenestrasyon) ameliyatı günümüzde sık sık yapılmakta mıdır?
Artık yapılmamaktadır. Üzengi kemiği ameliyatının çok daha fazla iyileşme sonuçlan verdiği görülmüş ve sağırlığın tekerrürü bu ameliyattan sonra (fenestrasyon) ameliyatına oranla çok daha az meydana gelmekte olduğu tespit edilmiştir.

Üzengi kemiği ameliyatı hangi durumlar için en tesirli olmaktadır?
Orta kulaktaki üzengi kemiğinin sertleşmesinden ileri gelen sağırlıklarda ve otosklerozdan meydana gelen sağırlıklarda. Üzengi kemiği ameliyatlarının başarılı olabilmesi için, işitme duyusu sinirinin fonksiyonu ve kulak zarı normal olmalıdır.

Üzengi kemiği ameliyatı her yaşta yapılabilir mi?
Evet. Bu önemli bir ameliyat sayılmayıp her yaşta yapılmaması için bir sakınca bulunmamaktadır.

Bir üzengi kemiği ameliyatından sonra işitme duyusu daha da azalabilir mi?
Bu ancak çok nadir vakalarda olagelmektedir.

Üzengi kemiği ameliyatı, ameliyat sonrası çok ağrıya neden olur mu?
Hayır.

Üzengi kemiği ameliyatından sonra yara izleri kalır mı?
Ameliyat kulak zarı içerisinde yapıldığından dolayı görünen hiçbir iz kalmaz.

Eğer hasta iki kulağından da sağır ise üzengi kemiği ameliyatı her iki kulakta aynı zamanda mı yapılır?
Hayır. Genellikle iki ameliyat birkaç hafta veya birkaç ay aralıklarla yapılmaktadır.

Bir sağırlık ameliyatından ne kadar süre sonra hasta yataktan kalkabilir?
Bir, iki gün sonra.

Üzengi kemiği ameliyatından sonra çok komplikasyonlar  meydana gelebilir mi?
Hayır. Gelebilecek komplikasyonlar genellikle birkaç hafta içerisinde ortadan kalkmaktadır.

Üzengi kemiği ameliyatından  sonra gelebilecek   komplikasyonlann bazıları nelerdir?
a.  İşitme duyusunun düzeltilmesi.
b.  Kulaklarda gürültülerin duyulması,
c.  Baş dönmeleri ve baş ağrıları.

Ameliyatla sağlanan kazançlar süreli midir?
Vakaların büyük çoğunluğunda evet.

Sağırlık ameliyatı geçiren hastaların iyileşme oranları nedir?
Son yıllarda gelişen tekniklerle günümüzde ameliyat olan sağırların % 85-90'ı bu ameliyatlardan yarar görmektedirler.

Sağırlık için yapılan ameliyat başarılı olmamışsa, ikinci bir kez ameliyata başvurularak daha iyi sonuçlar alınabilir mi?
Evet. Birçok vakada birinci ameliyat başarılı olmamışsa, bunun peşinden yapılan ikinci ameliyatta başarılı sonuçlar elde edilmiştir.

Hasta ameliyat yapıldıktan ne kadar bir süre sonra yeniden işitip işitemeyeceğini anlayabilecektir?
Eğer sonuç iyileşmeye yönelik ise bu genellikle derhal belli olacaktır.

Bir üzengi kemiği ameliyatı için hastanın ne kadar süre hastanede kalması gerekmektedir?
Genellikle iki veya üç gün.

Hasta normal çalışmasına ne zaman dönebilir?
Yaklaşık iki hafta içerisinde.

Bir üzengi kemiği ameliyatı başarısız olmuşsa  bunun peşinden bir fenestrasyon ameliyatı yapılmakta mıdır?
Bazı çok nadir vakalarda, bir üzengi kemiği ameliyatı başarısızlıkla sonuçlanmışsa, yapılacak bir fenestrasyon ameliyatında yararlı bir sonuç elde edilmesi ihtimali bulunabilecektir.
Üzengi kemiği ameliyatı ile stapedektomi ameliyatı arasındaki fark nedir?
Üzengi kemiği ameliyatında üzengi kemiği çıkarılmaktadır; sadece kemik, iltihaplardan ve engellenmelerden temizlenmektedir. Çok vakalarda, ameliyattan sonra iltihapların yeniden geliştiği görüldüğünden, üzengi kemiğinin alınması ve onun yerine başka bir ek yerleştirilmesinin daha yararlı bir ameliyat olduğu tespit edilmiştir.

Timpanoplasti nedir?
Bu ameliyatta kulakzarında olan zedelenme düzeltilerek veya zar değiştirilerek, işitme duyusu yeniden yerine getirilmektedir. Kulakzarı için kullanılmakta olan tıbbi terim "timpanik zar" dır.

Operatör timpanoplasti ameliyatını nasıl yapar?
Zardaki deliğin kenarıını "mobilize" ederek bunları birbirine dikmekle yetinebilir veya daha genel olarak, zar fazlasıyla zedelenmişse, bunu bir damar nakliyle değiştirecektir: Bu alandaki uzuvların fazlasıyla küçük oluşundan, bu ameliyatlar genellikle büyüteç aygıtı yardımı ile yapılmaktadır.

Timpanoplasti başarılı bir ameliyat işlemi midir?
Eğer alttaki işitme duyusu kemikleri ve iç kulak normal fonksiyonlarını korumuş durumda iseler evet. Alttaki kemikler hastalanmışsa veya iltihaplardan dolayı çalışmaları sınırlanmışsa, zedelenmiş olan kulak zarını düzeltmek faydasız olacak

Yorum (yok) Yorum yaz!

Difteri-Kuşpalazı

Difterinin nedeni olan Corynebacterium diphtheriae bakterisi oldukça tehlikeli bir zehir salgılar. Bakterinin salgıladığı bu zehir kalpte ve sinir sisteminde oldukça ciddi bozukluklara yol açar. Mikrobun kaynağı hastalar ve bakteriyi taşıyan kişilerdir. Genellikle damlacık yoluyla bulaşır. Çok ender vakalarda doğrudan temasla geçer. Vücudun hemen kabul ettiği bir hastalık değildir. Bebeklerde çok ender olarak rastlanır. Çocuklarda 2-6 yaş arası çok sık görülür. Yaş ilerledikçe hastalığa yakalanma olasılığı giderek zayıflar.
Oluştuğu yerlere göre difterinin aşağıdaki çeşitleri vardır:

 

Burun difterisi : Difterinin bebeklerde en çok görülen şeklidir. Bazen çok az ateş yapar. Solunum güçleşir. En belirgin işareti burun akıntısının iltihaplı ve kanlı olmasıdır. Burun difterisi çoğu zaman fark edilmez ve ağır hastalık olması nedeniyle tehlikelidir.

Ağız ve boğaz difterisi : En sık görülen difteri şeklidir (yüzde 50). Boğaz ağrısı ve yutkunma güçlüğü ile başlar.
 

Bademciklerin üstü ve küçükdil boğazın arka duvarına (ağır seyreden vakalarda ağız dokusuna) kadar uzanan beyazımsı gri renkli lekelerle kaplanır. Lekeler, tahta bir spatula ile kazındığında kanama olmaz. Boyun lenf bezlerinde şişme görülür.

Gırtlak difterisi : Kimi zaman kendiliğinden kimi zaman da boğaz difterisinden yayılarak oluşur. Çocuklarda 1-4 yaş arası çok sık görülür. Yavaş yavaş sıcak basması, kuru ve boğucu öksürük ve solunum güçlüğü ile başlar. Bu belirtiler birkaç gün içinde şiddetlenir. Belirtilerin nedeni gırtlak zarındaki şişliklerin difteri pasına dönüşmesidir. Eğer gerekli müdahale yapılmazsa solunum yollarında hayati tehlike oluşturabilen sıkışmalar olabilir. Solunum güçlüğü giderek artar ve soluk alınırken ıslığa benzer bir ses duyulur. Boğaz kasları gerilir. Göğüs kafesi ve karın boşluğu zorlanır. Çocuklarda morarma olur. Yüz soluk, nabız zayıf, kalp atışları hızlıdır. Boğulma krizleri ölümle sonuçlanabilir.

 

Göz difterisi : Gözün bağdokusu üzerinde oluşur. Göz şişer ve beyazımsı gri renkli bir tabakayla kaplanır. Bazı durumlarda göz açılamayacak kadar şişer, gözden kanla karışık iltihap akar. Saydam tabakanın zedelenmesi sonuçta kör olma olasılığı vardır.

Deri ve yara difterisi: Oldukça tehlikelidir ve belirli bir yara tabakası oluşturarak kendini belli eder.

Göbek difterisi : Yara difterisinin göbekte görülen şeklidir.

Ortakulak difterisi : Çok ender olarak görülür.

Kuluçka devresi: 1-7 gün.

Belirtileri

Hastalık ateşle başlar. Baş ağrısı, kusma, çocuklarda karın ağrısı olur. Belirtileri bakterilerin yerleştiği bölgeye göre değişiklik gösterir.

Seyri

Çok hafif geçen durumlarda hasta olan kişiyi fazla sarsmaz ve ateş aşırı derecede yükselmez (38,5 dereceye kadar). Çok belirgin olmayan yutkunma güçlüğü görülür. Kimi zaman, difterinin belirgin özelliği olan iltihaplı tabaka bile olmaz. Bu takdirde hastalığın hızla yayılma olasılığı vardır, çünkü hastalık teşhis edilemediği için hastanın ayrılması söz konusu olmamıştır.

Hastalık sürekli ilerleme gösteriyorsa boğaz, burun ya da gırtlak difterisi vb. gibi difteriler ortaya çıkabilir. Hastalık seyrinin çok ağır geçtiği durumlarda kuvvetli zehir etkileri görülür. Çok yüksek ateş, nabız düzensizliği, huzursuzluk, sürekli kusma, burun ve deride ufak tefek kanamalar, boğazda şişme gibi ağır yan etkiler ortaya çıkar.

Difteri bakterilerinin salgıladığı zehir kana geçerse kalp, kan dolaşımı ve sinir sistemlerinde bozukluklar baş gösterir. Sonunda kan zehirlenmesinden kaçınılamaz.

Hastalığın seyri sırasında en belirgin işaretler şunlardır:

Aşırı solukluk, kusma, nabız atışlarının düzensizliği, soğukluk duygusu, ısı ve tansiyon düşmesi, 2. ya da 3. hafta içinde kalp kaslarındaki iltihaplanma sonucu ani ölüm. İyileşme sırasında bile kalp kaslarının iltihabı sonucu ölüm görülebilir. Diğer bulaşıcı hastalıklara oranla kalp daha çok etkilenir. 2. ve 4. haftalar arasında görülen felçler, sinir sisteminin de hastalıktan ötürü etkilendiğine işarettir. Hastalık nedeniyle oluşan felçler hastayı ve ailesini korkutursa da, hastalık teşhisinde yardımcıdır ve çoğu kez birkaç ay sonra felç durumu ortadan kalkar.

Tedavi

En iyi ilaç l894te bulunan difteri serumudur. Difteri serumu, kanda serbestçe dolaşan zehirli maddeleri yakalar, ama kalp kasları . ya da sinir sistemine yerleşmiş olan zehirli maddelere ulaşamaz ve hastalığa neden olan bakterileri öldüremez. Bu nedenle difteri .serumu mümkün olduğu kadar erken verilmelidir. Serumla birlikte penisilin de verilmelidir. Penisilin yalnızca difteri bakterilerini yok eder, zehirleri etkileyemez. Kan dolaşımının sürekli kontrol altında tutulması çok önemlidir. Kalp üzerindeki yan etkisi dikkate alınarak hastanın 8-14 gün süreyle yatakta tutulması gerekir. Difterinin her çeşidinde ve kalpteki yan etkilerinde hastanın mutlaka bir hastane tedavisi altına alınması zorunludur.

Korunma

Burun ve gırtlak salgılarının .bakteriyolojik laboratuvar araştırmasında sonuç negatif alındığında hastalık bulaşıcı niteliğini kaybetmiş demektir. Çocuklara difteri aşısı yapılmalıdır. Hastalığın bulaşmasını önlemek amacıyla hastanın mutlaka ayrılması gerekir. Beklenir bir difteri olasılığına karşı çocuklara serum verilebilir.

Difteri aşısı dört haftalık aralarla yapılır. İlk aşı, bir yaşına kadar yapılmalı, 2 ve 6 yaşlarında tekrarlanmalıdır. Difteri aşısı tetanos aşısı ile birlikte de yapılabilir. Hastanın evde tedavi edilmesi halinde, hastaya bakan kişinin hastanın yanına girerken bir maske takması ve oksijen peroksitli suyla gargara yapması gerekli önlemler arasında sayılabilir.

Difteride penisilin, eritrosin ve streptomisin kullanılır. Ağır vakalarda kortikosteroidler kullanılabilir

 

Hastalık etkeni Corynebacterium diphteria bakterisidir. Disfteri basili daha çok mukozalar ve en çok üst solunum yolu ile farinks mukozasına yerleşir. Genel belirtiler difteri basilinin salgıladığı toksinin kana karışması sonucu ortaya çıkar. Daha çok çocuklarda görülür ve yaşla birlikte görülme sıklığı azalır.Korunma aşı ile sağlanır.

Aşı Yapılması gereken durumlar


Bütün genç erişkinlerin (18-25 yaş arası ) difteri-tetanoz aşısına karşı çocukluktaki aşılamalarının yapılmış olması gereklidir. Bu durumda tek doz Difteri-tetanoz aşısı 10 yıl korur. Tekrar dozları 10 yıl arayla uygulanır. Çocukluktaki uygulamanın tamamlanamadığı durumlarda 1 ay arayla iki doz 0 5 ml difteri-itetanoz aşısı uygulanır ve 10 ay sonra 3. doz uygulaması önerilir.

Ek doz 10 yıl ara ile yapılır. Erişkin aşılamasında son yıllarda önerilen önemli bir değişiklik ilk bağışıklamayı ve 10-20 yaş arasında 4. doz aşısını yaptırmış kişilere 10 yaş civarında tek doz difteri-tetanoz aşısı rapelinin aşılaması açısından yeterli olacağıdır.

Bu uygulama her 10 yılda bir rapel uygulamayı kıyasla oldukça pratik görülmektedir. Difteri-tetanoz aşısının erişkinde kullanılan rapel dozunda, difteri toksoidi ilk bağışıklama dozundan azdır. Bir doz aşı 2 LF difteri. 40 I.U tetanoz toksoidi içerir. Çocuklarda kullanılan aşı erişkinlerde kullanılmaz.
 
Difteri-tetanoz aşısı inaktif bir aşıdır. Kesinlikle dondurulmaz, 4-8 derece sıcaklıkta saklanır. Kullanılmada hemen önce çalkalanmalıdır. .Aşı kas içi, deri altına uygulanır. Bir doz aşı 0.5 ml dir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kulak İltihabı

Orta Kulak İltihabı

Orta kulak iltihabı, daha çok küçük çocuklarda, sıklıkla ilkbahar ve kış aylarında görülür, ancak yetişkinleri de etkileyebilir. Önemli bir sağlık sorunudur. Ciddi kulak ağrısına ve iltihabın, kulağa komşu yapılara geçmesine yol açabilir. İşitme kayıplarına yol açtığı için çocuğun öğrenme kapasitesini ve konuşma gelişimini bozabilir. Acilen ve etkili şekilde tedavi edilirse sorun büyümeden düzelir ve işitme normale döner. Bu yüzden belirtilerini tanımak ve daha başlangıçta tıbbi girişimde bulunmak önemlidir.

Orta kulak nedir?

Orta kulak, bezelye büyüklüğünde, içi hava dolu bir boşluktur. Kulak zarı ile dış kulak yolundan ayrılmıştır. Zara ve birbirine yapışık üç kemikçik, titreşen zardan ses dalgalarını iç kulağa iletir ve oluşan sinir uyarıları beyine gönderilir. Sağlıklı bir kulakta orta kulak ve dış hava basıncı eşit olmalıdır. Zar ancak bu şekilde serbestçe titreşebilir. Hava, orta kulağa östaki tüpü denilen dar bir tüp yoluyla girer. Östaki tüpü geniz ile orta kulak arasında bağlantı sağlar. Esnemek ve yutkunmakla kulağınızda duyduğunuz çıtırtı, orta kulağa giren hava kabarcığı ile olur. Bu şekilde hava basıncının eşitlenmesi, otomatik olarak günde bin defadan fazla yapılmaktadır.

Orta kulak, iltihabi burun ya da boğazdan östaki tüpü yoluyla orta kulağa geçen, bakteri veya virüslerle meydana gelir. Östaki borusunun çalışması, soğuk algınlığı, sinüzit ya da boğaz enfeksiyonu veya alerjik nedenlerle oluşan ödeme (şişliğe) bağlı olarak bozulmuştur.

Orta kulak iltihabının belirtileri nelerdir?

Kulak ağrısı en önemli belirtidir. Kulak ağrısını tarif edemeyecek kadar küçük olan çocuklar hasta kulağı ovalarlar veya çekmeye çalışırlar. Çocuklarda ateş de olabilir. İşitme, genellikle orta kulakta biriken sıvıya bağlı olarak azalmıştır. Bu sıvı kulak zarının yeterince titreşmesini engeller. Kulak zarında kızarıklık vardır ve orta kulakta mukus ve cerahat toplanmıştır. Bazen kulak zarı yırtılır ve cerahat dışarı akar fakat sıklıkla cerahat orta kulakta kalır. Şişen iltihaplı östaki tüpü, yutkunma ile açılmaz ve içerideki cerahatin genize akmasına izin vermez. İltihabi durumun akut ve ağrılı durumu geçtikten sonra, orta kulakta mukus birikebilir. Bu durum çocuklarda sıklıkla kronikleşir ve haftalar, aylar hatta yıllar boyu sürebilir.

Tedavisi nasıldır?

Tedavide antibiotikler kullanılır. Kulak ağrısı çabuk geçse de iltihabın tamamen temizlenmesi daha uzun süre alacaktır. Bu süre 10-14 gündür. Soğuk algınlığı ve allerji beraberse, dekonjestan ilaçlar, ağrı ve ateş düşürücü ilaçlar ve burun damlası da tedavide yer alır.Çoğu zaman uygun ilaçlarla yapılan evde tedavi, orta kulak iltihabını tamamen iyileştirir. Bazı vakalarda miringotomi (kulak zarını delme) işlemi gerekebilir. Kulak zarında oluşturulan minik açıklıktan orta kulaktaki sıvı boşaltılır ve ağrı azaltılır. Delinen yer birkaç gün içinde, çoğu zaman orta kulak iltihabı tam düzelmeden kendiliğinden iyileşir ve kapanır, kulak zarında herhangi bir hasar oluşturmaz.

Seröz otitte (orta kulakta sıvı) oluşması durumuda ise, kulak zarına içi boş bir havalandırma tüpü yerleştirilmesi gerekebilir ve orta kulak basıncının normalleşmesi sağlanır. Bu yolla çocuğun işitmesi düzelir. Tüp orta kulak iltihabının tamamen düzelip, östaki tüpünün tekrar normal çalışmaya başlamasına dek yerinde bırakılır. Bu süre birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişir. Bu süre içinde kulağa su kaçırılmamalıdır

Dış Kulak İltihabı

Eksternal otit, dış kulak yolunu döşeyen derinin ve kulak zarının dış yüzeyinin iltihabıdır. Dış kulak yolu sıcak, karanlık ve nemli bir sahadır. Bu durum bakteri ve mantarların üremesini ve kolayca hastalık yapmasına sebep olabilir. . Eksternal otit, orta kulak iltihabından farklıdır.

Eksternal Otit (Dış Kulak Yolu İltihabı) Neden Kaynaklanır?

Bir takım etkenler, eksternal otitin görülmesini sıklaştırabilir.

Sık aralıklarla duş alımı veya havuzda yüzme sonucunda kulak yoluna fazla miktarda su girebilir. Su, kulak yolunun hemen girişindeki ter ve yağ bezlerinden salgılanan ve kulak kiri olarak bilinenen koruyucu mumu yok etmektedir. Böylelikle bakterilerin ve mantarların üremesi de kolaylaşmaktadır.

Kulakların sık aralıklarla temizlenmesi aynı şekilde kulakğın koruyucu mumunu yok eder ayrıca dış kulak yolu cildini inceltir ve iltihaba neden olur.

Eğer, kulağınızı kulak yoluna parmak veya herhangi bir sert madde ile yaralarsanız kulak yolunun cildinde oluşacak çok küçük çatlaklardan mikroplar girer ve iltihap gelişebilir.

Psöriasis gibi vücudun diğer bölgelerinde de görülebilen cilt hastalıkları kulak yolunda da gelişebilir ve kulak yolu iltihabının gelişmesini ve tekrarlarına neden olabilir.

Eksternal Otit’ de (Dış Kulak Yolu İltihabı) ne hissedilir?

Kulak kaşıntısı.

Zonklayıcı tarzda da boyun ve göz çevresine yayılabilen kulak ağrısı olabilir. Ağrı, kulağın hareket ettiği çiğneme anında ve/veya kulak yolu hemen önündeki kıkırdak çıkıntıya basmakla artabilir.

Kulaklar tıkanabilir. Basınç hissi, dolgunluk olabilir ve işitme duyusu azalabilir.

Kulak akıntısı olabilir.

Eğer, bu özelliklerden herhangi birini kendinizde görürseniz, hekiminize danışınız. Tedavi sonucunda bu yakınmalar geçecektir.

Ekternal Otit (Dış Kulak Yolu İltihabı) Nasıl Tedavi Edilir?

Doktorunuz kulak yolunu muayene edecek ve bulunan akıntı veya iltihabı temizleyecektir. Ayrıca, kulak zarınızı muayene edecek ve ek iltihap olup olmadığına bakacaktır. Bir çok Eksternal Otit olguları kulak damlaları, ve gerekirse haplar ile tedavi edilir.

Kulak Damlaları Nasıl Kullanılmalıdır?

Doktorunuz damlayı ne kadar süre ile günde ne sıklıkla kullanmanız gerektiğini söyleyecektir. Kulağa ilaç damlatılmadan önce avuç içerisinde ilaç ısıtılmalıdır. Böylece, ilacı damlattıktan sonra baş dönmesi hissi önlenecektir. Kulak memesi ileri geri hareket ettirilerek ilacın kulak yolunda ilerlemesi sağlanmalıdır.

Daha ne yapılabilir?

Doktorunuzun önerilerine uyunuz ve tüm ilaçlarınızı eksiksiz şekilde kullanınız. Eksternal Otit tedavisi, zor ve uzun sürebilen bir tedavidir

Aşağıdaki öneriler tedaviye yardımcı olacaktır.

7-10 gün için kulaklarınızı kesinlikle kuru tutmaya çalışın.

Duş yapmak yerine banyo yapmayı tercih edin. Saçlarınızı yıkarken suyun kulaklarınıza kaçmasını pamuk tıkayarak engellemeye çalışın.Kulak tıpası kullanmayın. Banyoda kulağınızın ıslanması durumunda temiz kuru bir pamukla içine birşey sokmadan kurulayın.

Su sporlarından kaçının. Su sporlarına tekrar başlamadan önce doktorunuza danışın.

Reçete edilen ilaçlar dışında kulaklarınıza bir ilaç damlatmayın.

Kaşıma ve ovma, ekternal otiti şiddetlendirecektir.

Yakınmaların şiddeti genellikle tedaviden sonraki ilk üç gün içerisinde dinecek, on gün içerisinde ise geçecektir. Bu güne kadar bir gelişme görülmezse hekime danışılmalıdır.

Eksternal Otit Nasıl Önlenebilir?

Eksternal Otit’i (Dış Kulak Yolu İltihabı’nı) önlemenin en güvenli yolu, kulak yolunun savunma mekanizmalarının iyi çalışmasını sağlamaktır. Bazı ipuçları yardımcı olabilir.

Kulak çubuğu, ataç, sıvı veya sprey maddeler veya parmağınızı kulak yoluna sokmayın. Bu işlem dış kulak yolu derisini zedeleyebilir. Eğer, kulağınız kaşınırsa doktorunuza danışınız.

Kulak kirini (mumunu )çıkarmaya çalışmayın. Eğer, işitmenin etkilendiğini hissediyorsanız, herhangi bir diğer nedenin bulunup bulunmadığını değerlendirmek amacı ile doktorunuza danışınız.

Kulaklarınızı mümkün olduğu kadar kuru tutmaya çalışın. Yüzme veya duş almadan sonra kulaklarınızı havlu ile kurulayın. Başınızı ve kulak kepçelerinizi hareket ettirmeye çalışarak suyun dışarı akmasını sağlayın. Düşük derecede ayarlanmış, saç kurutma makinesi, kulak yolunu kurutmada yardımcı olabilir, ancak kulağınızdan 30 cm. uzakta tutun.

Sık tekrarlayan dış kulak yolu iltihabınız oluyorsa yüzme sırasında ise başlık kullanarak suyun kulaklarınıza kaçmasını engelleyebilirsiniz. Kulak tıkacı, kulaklarınızın iltihaplanmasına olanak sağlayabilir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kulak Çınlaması

Gerçekte dışarıdan gelen bir sesli uyaran olmadan hastanın ses algılamasına kulak çınlaması (tinnitus) denir. Bu ses değişik tonlarda ve özelliklerde olabilir. Hastalar kimi zaman bir çınlama,kimi zaman uğultu, rüzgar sesi veya bir makinenin çalışma sesi gibi tarif edebilirler. Bunların hepsine birden tinnitus adı verilir.

Tinnitusa neden olabilecek çok sayıda sebep vardır. Bunlar arasında kulak kiri (buşon) gibi basit sebepler olabileceği gibi iyi ya da kötü huylu tümörler gibi ciddi sebeplerde olabilir. Kulak çınlaması daha çok ileri yaşlardaki kimselerde görülmesine rağmen her yaşta görülebilir. En sık görülen sebepler olarak şunlar sayılabilir:
-İç kulağın yaşlanması
-Kulağa giden damarlarda daralma
-Hipertansiyon
-Gürültülü ortamlarda bulunma
-Orta kulak iltihapları
-Dış kulak rahatsızlıkları
-Kolesterol ve diğer yağların yüksek oluşu
-Psikolojik faktörler (depresyon , gerginlik)
-Kullanılan ilaçlar (aspirin,bazı antibiyotikler..)
Bunların dışında; daha seyrek görülen sebepler çok uzun bir liste oluştururlar.
Tinnitusun bir hastalık olmayıp, başka bir hastalığın belirtisi olduğu unutulmadan teşhis konulmaya çalışılmalıdır. Ancak tinnitusun gerçek sebebi çoğunlukla tesbit edilemediği için tedavide hedef tinnitusun azaltılması olmaktadır. Kulak çınlamasının nedeni araştırılırken en sık uygulanan tetkikler şunlardır.

-Odiometrik tetkikler (orta kulak ve iç kulak ölçümleri)
-Tansiyon ölçülmesi
-Kan tahlilleri (kan şekeri, kolesterol,karaciğer,guatr tetkikleri)
-Radyolojik İncelemeler (Normal grafiler, bilgisayarlı tomografi,manyetik resonans)

Yapılan tetkikler sonucunda eğer tinnitusa sebep olabilecek bir hastalık bulunursa, o hastalığın tedavisi yapılmaya çalışılır. Ancak mevcut hastalığın başarılı tedavisi bile tinnitusu ortadan kaldırmayabilir. Sebebi belli olsun olmasın tinnitusu azaltmak için en sık başvurulan yöntem ilaç tedavisidir. Bu amaçla; iç kulağa giden kan akımını arttırıcı ilaçlar kıllanılır. Tinnitus eğer hastanın günlük yaşamını etkileyecek kadar şiddetliyse, tinnitus masker denilen ve işitme cihazına benzer cihazlar faydalı olabilmektedir. Tinnitus nedeniyle uykuya dalmakta zorlanan hastalar için pratik bir yöntem olarak, yatmadan önce 15-20 dk süre ile walkman dinlemek olabilir. Bu tinnitusu geçici olarak kaldırabilir.

 

Kulak çınlamasının sebepleri nelerdir?

Subjektif tinnitusun çok değişik sebepleri olabilir ve bazılarının hiç önemi yoktur.
Örneğin çoğu kez kulak kiri diye adlandırılan fakat aslında kulağın koruyucu salgısı olan serümenin kulak yolunu tıkaması geçici ve en basit Tinnitus sebebidir. Serümen salgısı dış kulak yolunda tabii olarak üretilir ve miktarı bazı kişilerde gerçekten çok fazladır. Serümenin birikerek dışkulak yolunu tıkaması en basit tinnitus ve işitme kaybı sebebidir. Dışkulak yolunun derinlerine itilen bir pamuk parçası da aynı etkiyi yaratır. Bazı kişiler bunu kulağı temizlemek için yaparlar. Ucu pamuklu çubuk, saç tokası veya kibrit çöpü gibi araçlarla kulağı temizleme gayretlerinin sonu hemen hemen daima serümenin, dışkulak yolunun zara yakın kısımlarında birikip, tıkamasıdır. Eğer kurcalamazsanız kulağınız kendi kendine temizleyecek yapıdadır.
Tinnitus bazen enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi, ve orta kulak kemikçiklerini hareketsizleştiren otoskleroz ve timpanoskleroz gibi hastalıkların bir semptomu olabilir. Tinnitus bazen bir akustik tümör veya baş ve boyundaki damarlardan birinin anevrizmasının (=damar duvarının hastalıklı şekilde balon gibi genişlemesi) bir semptomu olabilir. Bu her iki patolojik (hastalıklı) durum da yaşamı doğrudan tehdit eder. Bu sorunlar genellikle bir miktar işitme kaybına da yol açar. Allerji, yüksek veya düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, baş ve boyun travmaları, aspirin ve benzeri ağrı kesici ve antiromatizmal ilaçlar, çeşitli antibiyotikler, bazı sedatif/antidepresan ilaçlar da bazen Tinnitus sebebi olabilir.Özellikle aspirin çok tüketilen bir ilaçtır ve arasıra hiç akla gelmeyecek bir isim altında da satılıyor olabilir. Örneğin:
Alca-C
Alcacyl
Alcaseltzer
Asinpirin
Babyprin
Ceperla
Coraspin
Dispril
Dolviran
Ecoprin
Entersal
Nötras
Sedergine Upsa
Tedavi her durumda farklı olacaktır. Tinnitusun sebebinin aydınlatılması ve varsa tedavisi için konuya ilgili bir KBB uzmanına başvurmanız gerekir

Kulak Çınlaması Tedavisi

Tedavi sorunu yaratan probleme göre değişir. Erken dönemde tanı ve tedavi çok önemlidir. Özellikle pes tonlarda (alçak frekanslar, işitme eğrisinin 250-1000 veya 2000 frekans arası kısmında) sensori-neural tipte işitme kayıpları görülen kulak uğultuları, erken dönemde yakalanırlarsa medikal tedavilere çok iyi cevap verirler, uğultu ile birlikte işitme kayıpları da düzelebilir. Ani işitme kayıplarında, (özellikle alçak frekansları tutan tiplerinde) erken dönemde kullanılan özel kortizon ve ilaç tedavileri çok başarılıdır. Kulak uğultusu orta kulaktaki bir probleme bağlı olabilir; orta kulakta sıvı birikimi, kronik enfeksiyonlar ya da geçirilmiş enfeksiyonlar gibi, bu problemlerde de cerrahi tedavi uygulanır

Kulak çınlaması olanlar nelere dikkat etmeli

1-Yüksek sesli müziğe maruz kalmaktan korunun
2-Kan basıncını sürekli kontrol ettiriniz
3-tuz alımını kısıtlayın.Tuzlu yiyeceklerden uzak durun ve yemeğinize tuz eklemeyin
4-sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve,kola, ve sigaradan uzak durun
5-Günlük egzersizler kan akımını düzenler
6-Yeterince dinlenin ve çok yorulmaktan sakının
7-Sesten endişelenmeyin kulak çınlamanız sizin sağır olmanıza ve aklınızı kaybetmenize neden olmaz.

Yorum (1) Yorum yaz!

Kulak Akıntısı

Dış veya ortakulak iltihabından kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak iltihabı, koyu sarıysa ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid iltihabının neden olduğu akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur. kulaktan kanlı akıntı gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya kafatası kırığından kaynaklanabilir. Doktora başvurmak gerekir.

Orta Kulak İltihabı

Orta kulak iltihabı, daha çok küçük çocuklarda, sıklıkla ilkbahar ve kış aylarında görülür, ancak yetişkinleri de etkileyebilir. Önemli bir sağlık sorunudur. Ciddi kulak ağrısına ve iltihabın, kulağa komşu yapılara geçmesine yol açabilir. İşitme kayıplarına yol açtığı için çocuğun öğrenme kapasitesini ve konuşma gelişimini bozabilir. Acilen ve etkili şekilde tedavi edilirse sorun büyümeden düzelir ve işitme normale döner. Bu yüzden belirtilerini tanımak ve daha başlangıçta tıbbi girişimde bulunmak önemlidir.

Orta kulak nedir?

Orta kulak, bezelye büyüklüğünde, içi hava dolu bir boşluktur. Kulak zarı ile dış kulak yolundan ayrılmıştır. Zara ve birbirine yapışık üç kemikçik, titreşen zardan ses dalgalarını iç kulağa iletir ve oluşan sinir uyarıları beyine gönderilir. Sağlıklı bir kulakta orta kulak ve dış hava basıncı eşit olmalıdır. Zar ancak bu şekilde serbestçe titreşebilir. Hava, orta kulağa östaki tüpü denilen dar bir tüp yoluyla girer. Östaki tüpü geniz ile orta kulak arasında bağlantı sağlar. Esnemek ve yutkunmakla kulağınızda duyduğunuz çıtırtı, orta kulağa giren hava kabarcığı ile olur. Bu şekilde hava basıncının eşitlenmesi, otomatik olarak günde bin defadan fazla yapılmaktadır.

Orta kulak, iltihabi burun ya da boğazdan östaki tüpü yoluyla orta kulağa geçen, bakteri veya virüslerle meydana gelir. Östaki borusunun çalışması, soğuk algınlığı, sinüzit ya da boğaz enfeksiyonu veya alerjik nedenlerle oluşan ödeme (şişliğe) bağlı olarak bozulmuştur.

Orta kulak iltihabının belirtileri nelerdir?

Kulak ağrısı en önemli belirtidir. Kulak ağrısını tarif edemeyecek kadar küçük olan çocuklar hasta kulağı ovalarlar veya çekmeye çalışırlar. Çocuklarda ateş de olabilir. İşitme, genellikle orta kulakta biriken sıvıya bağlı olarak azalmıştır. Bu sıvı kulak zarının yeterince titreşmesini engeller. Kulak zarında kızarıklık vardır ve orta kulakta mukus ve cerahat toplanmıştır. Bazen kulak zarı yırtılır ve cerahat dışarı akar fakat sıklıkla cerahat orta kulakta kalır. Şişen iltihaplı östaki tüpü, yutkunma ile açılmaz ve içerideki cerahatin genize akmasına izin vermez. İltihabi durumun akut ve ağrılı durumu geçtikten sonra, orta kulakta mukus birikebilir. Bu durum çocuklarda sıklıkla kronikleşir ve haftalar, aylar hatta yıllar boyu sürebilir.

Tedavisi nasıldır?

Tedavide antibiotikler kullanılır. Kulak ağrısı çabuk geçse de iltihabın tamamen temizlenmesi daha uzun süre alacaktır. Bu süre 10-14 gündür. Soğuk algınlığı ve allerji beraberse, dekonjestan ilaçlar, ağrı ve ateş düşürücü ilaçlar ve burun damlası da tedavide yer alır.Çoğu zaman uygun ilaçlarla yapılan evde tedavi, orta kulak iltihabını tamamen iyileştirir. Bazı vakalarda miringotomi (kulak zarını delme) işlemi gerekebilir. Kulak zarında oluşturulan minik açıklıktan orta kulaktaki sıvı boşaltılır ve ağrı azaltılır. Delinen yer birkaç gün içinde, çoğu zaman orta kulak iltihabı tam düzelmeden kendiliğinden iyileşir ve kapanır, kulak zarında herhangi bir hasar oluşturmaz.

Seröz otitte (orta kulakta sıvı) oluşması durumuda ise, kulak zarına içi boş bir havalandırma tüpü yerleştirilmesi gerekebilir ve orta kulak basıncının normalleşmesi sağlanır. Bu yolla çocuğun işitmesi düzelir. Tüp orta kulak iltihabının tamamen düzelip, östaki tüpünün tekrar normal çalışmaya başlamasına dek yerinde bırakılır. Bu süre birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişir. Bu süre içinde kulağa su kaçırılmamalıdır

 

 

Dış Kulak İltihabı

Eksternal otit, dış kulak yolunu döşeyen derinin ve kulak zarının dış yüzeyinin iltihabıdır. Dış kulak yolu sıcak, karanlık ve nemli bir sahadır. Bu durum bakteri ve mantarların üremesini ve kolayca hastalık yapmasına sebep olabilir. . Eksternal otit, orta kulak iltihabından farklıdır.

Eksternal Otit (Dış Kulak Yolu İltihabı) Neden Kaynaklanır?

Bir takım etkenler, eksternal otitin görülmesini sıklaştırabilir.

Sık aralıklarla duş alımı veya havuzda yüzme sonucunda kulak yoluna fazla miktarda su girebilir. Su, kulak yolunun hemen girişindeki ter ve yağ bezlerinden salgılanan ve kulak kiri olarak bilinenen koruyucu mumu yok etmektedir. Böylelikle bakterilerin ve mantarların üremesi de kolaylaşmaktadır.

Kulakların sık aralıklarla temizlenmesi aynı şekilde kulakğın koruyucu mumunu yok eder ayrıca dış kulak yolu cildini inceltir ve iltihaba neden olur.

Eğer, kulağınızı kulak yoluna parmak veya herhangi bir sert madde ile yaralarsanız kulak yolunun cildinde oluşacak çok küçük çatlaklardan mikroplar girer ve iltihap gelişebilir.

Psöriasis gibi vücudun diğer bölgelerinde de görülebilen cilt hastalıkları kulak yolunda da gelişebilir ve kulak yolu iltihabının gelişmesini ve tekrarlarına neden olabilir.

Eksternal Otit’ de (Dış Kulak Yolu İltihabı) ne hissedilir?

Kulak kaşıntısı.

Zonklayıcı tarzda da boyun ve göz çevresine yayılabilen kulak ağrısı olabilir. Ağrı, kulağın hareket ettiği çiğneme anında ve/veya kulak yolu hemen önündeki kıkırdak çıkıntıya basmakla artabilir.

Kulaklar tıkanabilir. Basınç hissi, dolgunluk olabilir ve işitme duyusu azalabilir.

Kulak akıntısı olabilir.

Eğer, bu özelliklerden herhangi birini kendinizde görürseniz, hekiminize danışınız. Tedavi sonucunda bu yakınmalar geçecektir.

Ekternal Otit (Dış Kulak Yolu İltihabı) Nasıl Tedavi Edilir?

Doktorunuz kulak yolunu muayene edecek ve bulunan akıntı veya iltihabı temizleyecektir. Ayrıca, kulak zarınızı muayene edecek ve ek iltihap olup olmadığına bakacaktır. Bir çok Eksternal Otit olguları kulak damlaları, ve gerekirse haplar ile tedavi edilir.

Kulak Damlaları Nasıl Kullanılmalıdır?

Doktorunuz damlayı ne kadar süre ile günde ne sıklıkla kullanmanız gerektiğini söyleyecektir. Kulağa ilaç damlatılmadan önce avuç içerisinde ilaç ısıtılmalıdır. Böylece, ilacı damlattıktan sonra baş dönmesi hissi önlenecektir. Kulak memesi ileri geri hareket ettirilerek ilacın kulak yolunda ilerlemesi sağlanmalıdır.

Daha ne yapılabilir?

Doktorunuzun önerilerine uyunuz ve tüm ilaçlarınızı eksiksiz şekilde kullanınız. Eksternal Otit tedavisi, zor ve uzun sürebilen bir tedavidir

Aşağıdaki öneriler tedaviye yardımcı olacaktır.

7-10 gün için kulaklarınızı kesinlikle kuru tutmaya çalışın.

Duş yapmak yerine banyo yapmayı tercih edin. Saçlarınızı yıkarken suyun kulaklarınıza kaçmasını pamuk tıkayarak engellemeye çalışın.Kulak tıpası kullanmayın. Banyoda kulağınızın ıslanması durumunda temiz kuru bir pamukla içine birşey sokmadan kurulayın.

Su sporlarından kaçının. Su sporlarına tekrar başlamadan önce doktorunuza danışın.

Reçete edilen ilaçlar dışında kulaklarınıza bir ilaç damlatmayın.

Kaşıma ve ovma, ekternal otiti şiddetlendirecektir.

Yakınmaların şiddeti genellikle tedaviden sonraki ilk üç gün içerisinde dinecek, on gün içerisinde ise geçecektir. Bu güne kadar bir gelişme görülmezse hekime danışılmalıdır.

Eksternal Otit Nasıl Önlenebilir?

Eksternal Otit’i (Dış Kulak Yolu İltihabı’nı) önlemenin en güvenli yolu, kulak yolunun savunma mekanizmalarının iyi çalışmasını sağlamaktır. Bazı ipuçları yardımcı olabilir.

Kulak çubuğu, ataç, sıvı veya sprey maddeler veya parmağınızı kulak yoluna sokmayın. Bu işlem dış kulak yolu derisini zedeleyebilir. Eğer, kulağınız kaşınırsa doktorunuza danışınız.

Kulak kirini (mumunu )çıkarmaya çalışmayın. Eğer, işitmenin etkilendiğini hissediyorsanız, herhangi bir diğer nedenin bulunup bulunmadığını değerlendirmek amacı ile doktorunuza danışınız.

Kulaklarınızı mümkün olduğu kadar kuru tutmaya çalışın. Yüzme veya duş almadan sonra kulaklarınızı havlu ile kurulayın. Başınızı ve kulak kepçelerinizi hareket ettirmeye çalışarak suyun dışarı akmasını sağlayın. Düşük derecede ayarlanmış, saç kurutma makinesi, kulak yolunu kurutmada yardımcı olabilir, ancak kulağınızdan 30 cm. uzakta tutun.

Sık tekrarlayan dış kulak yolu iltihabınız oluyorsa yüzme sırasında ise başlık kullanarak suyun kulaklarınıza kaçmasını engelleyebilirsiniz. Kulak tıkacı, kulaklarınızın iltihaplanmasına olanak sağlayabilir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kulak Ağrısı Ve Orta Kulak İltihabı

Kulak ağrısı, çift veya tek kulakta olabilen, keskin, ağır ve zonklar misali ağrılardır.
Aralıklarla veya kalıcı olarak ağrıyabilir. Ayrıca kulağınızda boğuk duyma ve basınç yüzünden acıma gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Küçük çocuklar genelde bu ağrıları duyduklarına, kulaklarını ovar veya çekerler.

Hekime muayeneye giden çocuklarda en sık teşhis edilen hastalık, orta kulak iltihabıdır. İlk üç yaşlarına kadar bütün çocukların yaklaşık üçte birinde, orta kulak iltihabı oluşmaktadır. Orta kulak iltihabı, aynı zamanda, çocuklardaki işitme kaybının en sık sebebidir.

Orta Kulak İltihabı Nedir? Kulak zarı ve kemikçiklerinden oluşan orta kulak bölümünün mikrobik iltihabına verilen isimdir. Bir veya iki kulakta birden olabilir.

Çocuklarda sık görülmesine rağmen, yetişkinlerde de görülebilir. Sıklıkla, kış ve ilkbahar başlangıcında görülür.

Önemli midir? Evet, oluşturduğu işitme kaybı, bunun sonucu olarak çocukta öğrenme kapasitesinin azalmasına ve konuşmasının gecikmesine yol açtığı için önemlidir. Şiddetli kulak ağrısına yol açabildiği, özellikle kulak kemiği ve baştaki diğer bölgelere yayılabileceği için de önem arzeder.

Mamafih, gerekli ve düzenli bir tedavi uygulanırsa, önemli değildir ve işitme hemen hemen her zaman düzelir. Bundan dolayı, orta kulak iltihabının teşhis edilmesi ve tedavinin hemen başlaması çok önemlidir.

Orta Kulak Nasıl Çalışır? Orta kulak, dış kulak yolundan kağıt inceliğindeki kulak zarı ile ayrılan ve bezelye büyüklüğünde içi hava dolu olan bir boşluktur. Orta kulakta, kulak zarı ile iç kulak arasındaki üç kemikçik, bir nev'i köprü oluşturmuştur. Ses dalgaları kulak zarına çarptığı zaman, zarla birlikte bu üç kemikçik de titreşir ve iç kulağa yansıyan dalgalar, burada, beyine gönderilen sinir uyarılarına dönüşür.

Sağlıklı orta kulakta, kulak dışındaki (atmosferik) basınç kadar basınca sahip hava bulunur, böylece zar ve kemikçikler serbestçe titreşebilir. Burun arkası boşluktan (geniz), orta kulağa uzanan ve "östaki borusu" diye isimlendirilen bir boru vasıtası ile orta kulak havalanır. Esnediğiniz veya yutkunduğunuz zaman kulağınızda "çıt" şeklinde bir hava sesi duyarsınız, bu demektir ki, hava basınçlarını eşitlemek için bu borudan orta kulağa bir hava geçişi olmuştur. Bu olay, her gün binden fazla kez kendiliğinden tekrarlanır.

Orta Kulak İltihabına Ne Yol Açar? En sık olarak, ağız veya burundan giren, östaki borusu vasıtasıyla orta kulağa ulaşan mikroplar yol açar. Grip, nezle, alerji, sinüzit veya soğuk algınlığı gibi durumlarda östaki borusu da şişer ve tıkanır, böylece orta kulağa hava geçemez ve orta kulak temizlenemez. İltihap sırasında kulak ağrısı, kızarık kulak zarı, zarın arkasında püy toplanması görülür.

Bazen kulak zarı delinir ve iltihap kulak dışına akar. Fakat çoğunlukla östaki borusu açılamadığı için kulak akıntısı orta kulakta birikir. Buna, "orta kulakta sıvı birikimi", denir ve sıklıkla sürekli bir hâl alır. Ağrılı, ateşli orta kulak iltihabı geçtikten sonra bu sıvı, burada haftalar, aylar hatta yıllar boyu kalabilir. Daha da kötüsü, sıvının varlığı mikropların burada rahatça çoğalmalarına yol açarak, sık orta kulak iltihabına da sebep olur.

Orta Kulak İltihabının Şikayetleri Nelerdir?

En sık, şiddetli kulak ağrısı olur. Kişi, kulakta basınç, tıkanıklık hisseder. Kulak ağrısını tarif edemeyen çocuklar, etkilenen kulaklarını çeker veya kaşırlar. Özellikle çocuklarda ağrı ile birlikte ateş de olur.

İşitme çoğunlukla azalmıştır. Bu olay, orta kulaktaki sıvının, kemikçiklerin titreşimlerini azaltmasından kaynaklanır. Uygun tedavi ile bu sıvı kaybolur ve işitme eski hâline döner. Uygun tedavi edilmezse, maalesef sürekli bir işitme kaybı gelişebilir.

Kulak, Burun, Boğaz Muayenesinden Ne Beklemeli? Muayene esnasında kulak, burun, boğaz hekimi, kulak zarını, rengini, akıntı varsa bunun karakterini değerlendirir.

Aynı zamanda, muayene ile tespit edilemeyen bulguların ortaya konması için iki test yapılabilir. Bunlardan biri işitme testidir (odyogram). Bu testte kulağa değişik şiddette ve tonda sesler verilerek ne kadar işittiği tespit edilir. Diğer test ise orta kulak basıncını ölçen bir testtir (timpanogram). Bu testle, östaki borusunun ne kadar çalıştığı anlaşılmaya çalışılır. Bu iki test, hekime hastalığın boyutu ve uygun tedavinin seçimi hakkında yardımcı olur.

Siz hekime, çocuğunuzun muayene ve testler sırasında uslu durmasını sağlayarak yardımcı olabilirsiniz. Çocukları "İlaçlarını içmezsen doktor sana iğne yapacak" gibi sözlerle korkutmazsanız, çocuklar, genelde, "açıklandığı" zaman, muayeneden korkmazlar. Aynı zamanda, tedavinin düzgün yapılması ve randevulara zamanında gelmeniz gerekir.

İlaçların Önemi: Hekim, çocuğunuz için bir veya birden fazla ilaç reçete edebilir. Biri, mikroplara karşı savaşan antibiyotik olabilir. Antibiyotik, iltihabın azalmasını sağlayarak kulak ağrısına iyi gelse de, iltihabın tam olarak geçmesi uzun zaman alabilir. Uygun tedavi, 10 ile 14 gün olabilir, bu yüzden çocuğunuzun tam olarak tedavi aldığından emin olunuz. İlacın kullanma tarifini tam olarak anlayınız.

Hekim, yardımcı ilaçlar da yazabilir, bunlar birbirini destekleyerek daha çabuk iyileşmeye yardımcı olabilirler.

İlaçlar hakkında en ufak bir şüphe duyarsanız veya şikayetler yeterli zamanda geçmezse lütfen hemen doktorunuzu arayınız.

Diğer Hangi Tedaviler Gerekli Olabilir?

Çoğu orta kulak iltihabı, uygun ilaç tedavisi ile düzelir. Bazı durumlarda hekim, diğer tedavileri de öngörebilir. Meselâ, kulak zarı çizilerek iltihap dışarı akıtılabilir. Bu, hem ağrının hemen azalmasına, hem de iyileşmenin çabuk olmasına yardımcı olur. Delik, birkaç gün içerisinde kendiliğinden kapanır. Mamafih, iltihap tam geçmeden kulak zarı kapanacağı için, sıvı, tekrar birikebilir. Bunun üstesinden gelmek için kulak, burun, boğaz hekimi, kulak zarına çok ufak bir havalandırma tüpü takabilir. Bu tüp, orta kulak basıncı ile hava basıncını eşitleyerek kişinin işitmesine yardımcı olur.

Kulak, burun, boğaz hekimi, orta kulak iltihabı ve östaki borusu iyileşinceye kadar zarda kalacak bir havalandırma tüpü seçer. Bu süre haftalar, hatta aylar olabilir. Tüp, hiçbir şikayete sebep olmaz, çocuğun işitmesinde belirgin bir artış olur ve orta kulak iltihabının sıklığı oldukça azalır.

Orta kulak iltihabı, sürekli olarak mikrop barındıran geniz eti ve bademcik sebebi ile tekrarlayabilir. Şayet böyle olursa, hekim, geniz eti ve bademcik operasyonu da önerebilir ve bu operasyonu havalandırma tüpü takarken de yapabilir.

Alerjiler de tedaviye ihtiyaç gösterebilir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Haşimato

Tiroid hücrelerine karşı vücudumuzun ürettiği antikorlar sonucu oluşan tiroid iltihabına Haşimato hastalığı denir.

Tiroid Antikoru Nedir? Vücudumuzu mikroplara (bakteri, virüs vs) karşı koruyan bir sistem vardır. Buna "bağışıklık sistemi" (immün sistem) denir. Bu sistem, aynı sinir sistemi veya sindirim sistemi gibi bir sistemdir. Bağışıklık sistemi, akciğer, kemik iliği, dalak ve karaciğerde yerleşmiş bir grup hücreden oluşur. Bu hücrelerin ana görevlerinden biri de mikroplarla savaşmak için antikor dediğimiz molekülleri üretip kana vermektir.  Üretilen bu antikorlar çok yararlıdır.

Ancak, bağışıklık sisteminin “yanlışlıkla” veya "şaşırarak" ürettiği bazı antikorlar (oto-antikorlar), tiroid hücrelerinde bulunan peroksidaz enzimi ile tiroglobulin isimli moleküle karşı etkili olurlar. Bunlara oto-antikor denilir. Bu antikorlar çok zaralıdır, çünkü tiroid hücrelerine gidip yapışır ve onları "aynı bir mikropmuş" gibi tahrip eder. Tiroi'de bir iltihabi durum ("tiroidit") ortaya çıkar. Bu iltihap ve harabiyet sonucunda hormon üreten tiroid hücreleri çalışamaz hale gelir, kandaki tiroid hormon (tiroksin) düzeyi düşer, TSH düzeyi artar.

Bu antikorların teşhiste en yaygın olarak kullanılanları anti-TPO (anti-tiroid peroksidaz) ve anti-TG (anti-tiroglobulin) antikorları olarak isimlendirilir. Bu antikorların ölçümü tiroid hastalığının türünün anlaşılmasında ve "tiroidit" hastalığının (tiroid'in  iltihabı) tanısında çok önemli olabildiği gibi bu hastalığın daha sonraki takibinde de kullanılmaktadır. 

Oto-antikorlar Neden Yükselir? Tam olarak bilinmiyor ancak tetikleyen faktörler sayılabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonu, ani yoğun üzüntü, gerekmediği halde sürekli iyotlu tuz kullanımı suçlanan faktörler arasındadır. Antikor yüksekliği, ailsel geçiş (genetik) göstermektedir.

Oto-antikorlar Ne Yapar? Bu antikorlar yükselince, ya hastada hipotiroidizm (tiroid hormon yetmezliği: örneğin Haşimato hastalığı) veya daha seyrek olarak hipertiroidizm (zehirli guatr: örneğin Basedow Graves hastalığı) oluşabilir. Oto-antikorları yüksek olanlarda tiroid'in papiller kanseri daha sık görülmektedir.

Nasıl Tedavi Edilir? Sadece tiroid hormonu vermekle tedavi tamamlanmaz, bir yandan da antikorları düşürecek tedavi de uygulanmalıdır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Hamilelikte Guatr

Hamilelerde hormonal sistemlerin tümünde ciddi değişim olması kaçınılmazdır. Tiroid de bu değişimlerden nasibini almaktadır. Bu çerçevede vücudun iyot ihtiyacı ve tiroid hormonu ihtiyacı artmaktadır. Hamilelerde TSH’ın baskılandığı (normalden düşük olduğu) ve hormonların düşük veya yüksek olduğu durumlar çok nadir değildir. Bu nedenle hamilelerde tiroid hormonlarının her 3 ayda bir ölçülmesi gerekir; zira her üç aylık dönemlerde tiroid hormon ihtiyacı değişiklik göstermektedir.

Hamilelerde tiroid hormonlarının düşük, TSH’ın yüksek olduğu durumlar ciddi alarm belirtisi olup yakından izlemek gereken bir tablodur. Aksi halde anne rahmindeki bebeğin fiziksel ve zeka gelişimi etkilenebilir.

BEBEKLERDE TİROİD HORMON YETERSİZLİĞİ (Neonatal Hipotiroidizm)

Bebeklerde, en sık karşılaşılan ve en çok korkulan tiroid hastalığı tiroid hormonunun yetersiz salgılanmasıdır. Hipotiroidizm olarak adlandırılan bu klinik tabloda, bebeklerin tiroid bezesinden yeterli tiroid hormonus salgılanmaz ve bebeğin fiizksel ve zeka gelişimi geri kalır. Bu bebeklerde başarılı tedvai genellikle tam sonuç verirken tedavi edilmeyen  bebeklerde dramatik gelişme geriliği kaçınılmazdır. İşte bu nedenle erken teşhis çok önemlidir.

1981 yılından beri gelişmiş ülkelerde yeni doğan bebeklerde “neonatal tarama testi” yapılarak bebek kılcal kan damarı kanında bulunan TSH ve T4 hormonu ölçümü yapılmaktadır. Bu tarama testi gelişmiş ülkelerde doğum sonrası yapılan zorunlu testlerdendir. Bu sayede bu ülkelerde  tiroid kökenli gelişme geriliği ortadan kalkmıştır.

 

 

Ne tür Sonuçları Olur?

Tiroid hormonu yetersiz olan bebeklerde tedavi yapılmazsa zeka geriliği ve boy kısalığı dikkat çekmektedir. Zeka düzeyi düşüklüğünün nedeni, tiroid hormon eksikliği sonucunda beyinde oluşan hasara bağlıdır.Zeka düzeyi belirteci olan IQ çoğunlukla 85’in altında olmakta, ancak bazen 55’in bile altına inebilmektedir. Aynı şekilde boy kısalığı aile tarafından farkedildiğinde artık geçen süreyi geriye döndürmek mümkün olamamakta, sadece ondan sonarki dönmde beklenen gelişme tedavi ile önemli ölçüde sağlanabilmektedir. 

Zeka geriliği ve boy kısalığı, kandaki hormonun düşüklüğü ile parelel gitmektedir; hormon düzeyine kadar düşükse zeka geriliği ve boy kısalığı da o kadar düşük olmaktadır.

Tarama testi çok önemlidir, çünkü tarama testi ile ortaya çıkan tiroid hormon yetersizliği vakalarının bir kısmında muayene ile hiç bir anormallik gözlenmemektedir.

Hangi sıklıkta Görülür?

Bu hastalığın görülme sıklığı ülkeden ülkeye ve kullanılan tarama testinin hassasiyetine göre değişmektedir. Avrupa’da her 3300 bebeğin birinde tiroid hormon yetmezliği olduğu kabul edilemektedir.  Düşük doğum ağrılıklı bebeklerde bu hastalık daha sık görülmektedir. 

Nedenleri Nelerdir?

Bu hastalığın nedeni çoğunlukla doğuştan tiroid bezesinin gelişmesinde ve normal fonksiyon göstermesinde ortaya çıkan aksamalardır. Bu durum bazen tiroid bezesinin normalde olması gereken yerde olmayıp başka yerlere yerleşmesi ve orada yeterli düzeyde gelişememesine bağlıdır. Bu duruma ektopik tiroid denir. Bunun yanında bazen tiroid ebzesi normal yerinde ve büyüklüğünde olmasına rağmen beyinden salgılanan TSH hormonunun eksikliği normal bir tiroid fonksiyonu oluşumunu engelleyebilir. Bebekte bazen doğumdan sonra ortaya çıkan nedelerle de hormon yetersizliği olabilir. Bunların en yaygını “tiroidit1 denilen tiroid bezesinin iltihabıdır.

Belirtileri Nelerdir?

Doğum sonrasında uzayan sarılık, vücutta şişlik (ödem), doğumun gecikmesi, doğum ağırlığında düşüklük, vücut ısısında düşüklük, kafa arkasının büyük olması, emme güçlüğü, beslenme zorluğu, kilo almada yavaşlık, yavaş hareket, uykuya eğilim çok fazla olması, kabızlık, karın bölgeisnin gergin ve şiş görünümü, solunum zorluğu, cilt kuruluğu, dil büyüklüğü, ağlarken sesinin kalın ve bozukçıkması gibi belirtilerin bir kısmı görülebilir. BU belirtilerin tümünün bir bebekte olması şart değildir.

Tanı Nasıl Konulur?

Yeni doğan bebklerdeki hipotiroidizm tanısının en kolay yolu doğum sonrası tarama testi yapılmasıdır. Daha sonraki dönemlerde ise kanda tiroid hormon düzeyi ile TSH ölçümü yapılır. Bu ölçümlerden elde edilen sonuca göre sintigrafi ve ultrasonografi gerekebilir. Sintigrafi, özellikle ultrasonda tiroid bezesi görülmemiş ise (ektopik tiroid) yapılmalıdır. Aksi halde 15 yaş altındaki hastalarda  sintigrafik inceleme tavsiye edilmez.

Yeni Doğan Bebeklerde Tiroid Yetmezliği (Hipotiroidizm) Taraması şart!

Ortalama her 3500 yeni doğan bebeğin birinde tiroid hormon yetmezliği görülmektedir. Batı ülkelerinde bu nedenle yeni doğan bebeklere tiroid hormon yetmezliği taraması yapılmaktadır. Ortalama her 3500 yeni doğan bebeğin birinde görülen fenilketanürü hastalığı için Batı ülkelerinde ve ülkemizde tarama testi yaklaşık son 15 yıldır zorunlu hale gelmiş durumda. Fenilketanüri hastalığında bu tarama testini yerleştirmeyi başaran Türkiye, en az onun kadar yaygın tiroid hormon yetmezliğinde de yeni doğan bebeklerde, aynı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, bu tarama testini uygulamaya koymalıdır.

Türkiye’ye döndüğümden beri bu konuda kamuoyu oluşturulması için öncülük yapmaya çalışıyorum. Bu konuda 45 gün önce verdiğim bir röportaj bir bebek dergisinde yayınlanmıştır.  

Nasıl tedavi Edilir?

Yeni doğan bebklerdeki hipotiroidizm tedavisinde, eksik olan tiroid hormonunu bebeğe ağız yoluyla vermek esastır. Tedavinin takibi önemli olup verilen dozun yeterli olup olmadığının devamlı takibini gerektirir. Yeterli verilmezse gelişim geriliği devam ederken fazla verilmesi durumunda yan tesirler ortaya çıkabilir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Guatr

Boyun ön kısımda bulunan tiroid (kalkan) bezinin iltihap ve kanser dışındaki bir sebeble büyümesine guatr denir.

Tiroid bezinin görevi nedir?

Tiroid bezi boynumuzun ön kısmında yerleşik, iki parçalı, küçük bir içsalgı bezidir. Salgıladığı hormon ile vücudumuzun çalışma hızını belirler. Ürettiği hormon azalırsa vücudumuzun çalışma hızı düşer, fazla hormon salgılarsa vücudumuzun çalışma hızı artar.

Hastalığın belirtileri nelerdir?


Yukarıda saydığımız hastalık çeşitlerine göre guatr hastasının şikayetleri de değişir.  Hormonların fazla üretildiği (zehirli guatr) tiplerde, ellerde titreme-terleme, kalp çarpıntısı, sinirlilik, gözlerin yuvalarından taşması, ishal, iştah artması ama kilo alamama, adet düzensizlikleri görülür. Hormonların az üretildiği durumlarda ise hareketlerde ve duygularda yavaşlama, ellerde kuruma, saçlarda kuruma-dökülme, adet düzensizlikleri görülür. Hormonal  dengesizliğin olmadığı tiplerde sadece tiroid bezinde büyüme veya nodül oluşumu . Bu hastalıkların hepsinde tiroid bezi büyüyebilir, nodül oluşabilir.

İç/dış guatr,  dişi/erkek guatr,  zehirli guatr nedir?

Tıbbi olarak böyle bir sınıflama olmamasına rağmen hastalara durumunu açıklarken kullanılan terimlerdir. Tiroid bezinin büyümediği, muayenesinin normal olduğu, sadece hormon dengesizliği olduğu durumda guatr hastalığı iç guatr olarak açıklanmış olabilir. Fazla hormon salgılayan guatr hastalığını “zehirli” guatr olarak adlandırıyoruz. Ameliyat sonrası nüks eden guatr hastalığını açıklamak için de “dişi guatr” terimi kullanılmış. Yine de bu terimler tıbbi bir ayırımı ifade etmezler.

Guatr hastalıklarının iyot ile ilgisi nedir? İyot alsak hastalığı engeller miyiz?

Tiroid bezi İyot elementini kullanarak hormon üretir. Bu elementin eksik olduğu yerlerde guatr çok görülür. İyot eksikliğinin giderilmesiyle guatr hastalığı engellenir

 

 

Guatr Tedavisi

Guatrı yani tiroitte büyümesi olan hastaların tedavisini yönlendiren birkaç durum vardır. Guatrla beraber tiroit az veya çok çalışıyor olabilir. Bu durumların tedavisine daha sonra değinilecektir. Bu bölümde normal çalışan guatrların tedavisi anlatılacaktır. Bu tip guatrlar düzgün (diffüz guatr) ya da nodüllü büyümüş olabilir ve ülkemizde daha çok nodüllü guatra rastlamaktayız. Düzgün büyümüş guatr esas olarak tiroit hormonu içeren ilaçlarla tedavi edilir. Bu konuda zaman zaman iyot tedavisinin yararları konusunda sorularla karşılaşmaktayız. Genel kanı olarak guatr geliştikten sonra iyot verilmesinin tedavi edici etkisinin olmadığına inanılır. Ancak iyot eksikliği olan bölgelerde guatr gelişmeden iyot verilerek iyot eksikliği giderildiğinde, guatr olması önlenebilir ve az olasılıkla var olan guatrın büyümesi engellenebilir.

Guatr geliştikten sonra fazla iyot kullanılması özellikle iyot eksikliği olan bölgelerde guatrın fazla çalışması yani hipertiroidizmle sonuçlanabilmektedir. Dolayısıyla düzgün büyümesi olan guatrlı hastalarda zaman zaman TSH testi de tekrarlanarak tiroit hormonu verilmesi ile guatrda gerileme sağlanabilir. Çok sık görülmemekle beraber büyük guatrı olan ve boyunda baskıya neden olarak solunum sıkıntısı yaratan düzgün büyümüş guatrlı hastalarda ilaçla istenen sonuç elde edilemiyorsa cerrahi tedaviye başvurulabilir. Bu hastalarda ilacın ne miktarda ve ne kadar kullanılması gerektiği tam açıklığa kavuşmamıştır. Ancak hastayı izleyen hekimin izleme süresinde hastada elde ettiği sonuçlara göre karar vermesi en uygun yoldur. Diğer bir deyişle hastanın kendi başına karar vermesi doğru değildir.


Nodülü olan hastalarda yapılması gereken tedavi hakkında tam bir görüş birliği olduğu söylenemez. Ailede kanser öyküsünün olup olmaması, Nodülün çapı, nodülün yapısı (muayene ve görüntüleme yöntemlerine göre) ve bunların sonucuna göre yapılacak olan ince iğne biyopsisinin sonucu tedavinin nasıl olması gerektiğini belirleyebilir.

Özellikle ince iğne biyopsisi ile kanser olmadığı sonucuna varılmış ve çapı 2.5 cm’den küçük nodülü olan hastalarda tiroidin çalışma durumuna göre tiroit hormonu ile baskılayıcı tedavi uygulanabilir. Bu yöntemle nodüllerde küçülme oranının yüksek olduğunu söylemek mümkün değildir. Nodül çapının 2,5-3 cm’den büyük olması, baskılayıcı tedavi altında büyüyen veya kanser olmadığı tam olarak belirlenememiş nodüllerin cerrahi yolla tedavi edilmelerinde yarar vardır. Ayrıca iyi huylu olmasına karşın, nefes darlığı gibi bası yakınmalarına yol açan veya kötü kozmetik görünüm veren nodüllü guatrlarda ameliyatla tedavi edilir. Bir diğer ameliyat nedeni hiçbir şikayete yol açmasa da hastanın mevcut guatrdan kurtulma isteğidir.

Guatr ameliyatı nasıl yapılır?


Guatr ameliyatlarında en çok boyunda iz kalıp kalmayacağı ve sesin kısılıp kısılmayacağı endişesi duyulur. Boyunda cilt pililerine paralel olan 3-4 santimetrelik bir kesi yapılarak ameliyat gerçekleştirilir. Bu kesi estetik dikildiğinde kalan iz hiç belli olmaz. Anestezin sırasında boğazın tahriş olmasına bağlı olarak, 1-2 gün süren ses kısıklığı olabilir. Yutkunmadaki 1-2 günlük ağrı ile birlikte ameliyat çok rahat geçer. Genellikle hastalar 1 gün hastanede yatıp ertesi gün taburcu olur.

       Erken teşhis önemlidir!


Guatrda erken teşhis çok önemlidir. Geç kalınması durumunda hastalık ilerler, tedavi zorlaşır ve sistemlerde yaptığı hasarlar da artar.

Ameliyat Sonrası Durum

Opr. Dr. Hamzaoğlu, ameliyat sonası durumla ilgili olarak da şunları söylüyor: "iyi yapılan ameliyatlardan sonra tekrarlama ihtimali çok azdır. Kötü yapılan ameliyatlarda içerde fazla tiroid dokusu bırakıldığı için tekrar büyüme veya nodül gelişme ihtimali vardır. Ama bilateral subtotal tiroidektomi usulune uygun yapılırsa, çok az doku bırakıldığı için tekrarlama riski yok denecek kadar azdır .Kanserli vakalarda bilateral total tiroidektomi yani tüm tiroid dokusu çıkartılır. Ameliyatın en büyük riski ses kıslklığı veya tamamen ses kaybıdır. Genelde kanserli vakalarda bu durumla karşılaşılır. Ses tellerine giden sinir hemen tiroid dokusunun arkasında yer almaktadır .Dünyanın en iyi merkezlerinde 100 tiroid kanseri ameliyatında 1ses teli sinir kesilmesi oluyor. Şunu iftiharla söyleyebilirim ki, bugüne kadar birçok guatr ameliyatı yapmış olmamıza rağmen, kliniğimizde şimdiye kadar böyle bir komplikasyona rastlanmadı. Bazen ameliyat sonrası geçici ses kıslklığı oluşur, ama, bu ses kıslklığı birkaç gün ile birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolur. Bu geçici ses kısıklığı ameliyat sonrası dokularda gelişen ödeme (şişkinliğe) bağlıdır."

Yorum (yok) Yorum yaz!

Burun Tıkanıklığı

Burun içi hava yolu yeni doğanda ve çocukta erişkine göre oldukça dardır.Bu yüzden burada oluşan herhangi bir anormal gelişim, şikayetlerin bir anda gürültülü şekilde ortaya çıkmasına neden olur.Burun alt solunum yollarının bekçisi görevini görür ve havanın burundan nemlendirilerek akciğerlere verilmesi vücudun solunum dengesi açısından oldukça önemlidir.

Burun içindeki sümük burundan solunan havanın nemlenmesini, yabancı cisimlerin tutulmasını, burun içini döşeyen örtünün korunmasını sağlar. Bu sümüğün ritmik bir siklüsü bulunmaktadır. Bu siklüs burun içindeki burun etlerinin (konka), dolgunluklarının artması ve azalmasına bağlı olarak, her iki burun arasında dönüşümlü olarak değişir. Bu günlük hayatımızda tam olarak farkedilmez, ancak burunda tıkanıklık olduğu hallerde belirginleşir.

Ayrıca, burun ve akciğer arasında beyinde önemli bir merkez tarafından yönetilen bir ilişki bulunmaktadır. Burnun tıkalı olduğu tarafta, akciğer solunum kapasitesi düşük olur. Bu tarafta burun içinde direncin fazla olması, akciğer direncini de artttırır ve akciğere giden hava azalır.

 

Burun tıkanıklığı nedenleri

Burun kemiğinde kayma (Deviasyon) olması: Burnumuzun ortasında burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye ayıran kıkırdak bölmeye septum denir. Bir çadırın direği gibi burnun direğidir. Bu kıkırdak yapıdaki eğiklikler burun deliklerindeki hava deliklerini daraltarak nefes almayı engelleyebilir.

Alt burun etlerinin (konka) büyümesi: Alt burun etleri her insanda var olan, soluduğumuz havayı ısıtan, nemlendiren ve temizleyen burun içi dokulardır. Bu dokular bazen çeşitli sebeplerle aşırı büyüyebilir ve burun kanallarını daraltabilir.

Burun çatısında daralma (valv daralması): Doğuştan olan bir sorundur. Burun dıştan mandalla sıkılmış gibi görünür.

Geniz eti büyümesi: Çocukluk çağı burun tıkanıklıklarının en önemli sebebidir. Çocuğun büyümesini, gelişmesini olumsuz yönde etkileyebilir. Bazen işitme problemlerine de yol açabilir.

Yaygın burun içi polipleri: Bünyenin yaptığı rahatsızlıktır. Üzüm tanesi gibi şeffaf ve içi su ile dolu et parçacıklarıdır.
Bu sebepler tek tek veya birliktelik göstererek burun tıkanıklığına sebep olur.

Burun tıkanıklıklarında yapılan tedaviler

Burun kemiği düzeltilmesi (deviasyon ameliyatı): Bu yaklaşık yarım saatlik bir ameliyattır. Zor bir ameliyat değildir. Hastanede gecelemeyi gerektirmez. Ertesi gün rutin günlük hayata dönülebilir.

Alt burun etlerinin küçültülmesi: Burun etleri vücut için faydalı olduğundan ötürü bu etler tamamen alınmamalı sadece işlevselliği yitirilmeyecek boyuta getirilmelidir. Son zamanlarda bu işlemi gelişen teknoloji yardımı ile daha kolay bir şekilde yapıyoruz. Burun etlerinin içerisine ses dalgaları vererek küçültme işlemini gerçekleştiriyoruz. (Radyo frekansı). Bu işlem muayenehane şartlarında bile ağrısız, tamponsuz ve kansız yapıyoruz.

Burun çatısının açılması (valv cerrahisi): Estetik burun cerrahisi ile mümkün olur.

Geniz eti alınması: Genel anestezi ile hastane şartlarında yapılan kısa bir ameliyattır.

Burun içi poliplerinin tedavisi: Poliplerin tedavisinde hem ilaçlar hem de endoskopik ameliyatlar yapmaktayız.

Peki çocuklarda burun tıkanıklığı önemli midir?

Yeni doğanda burun tıkanıklığının burun içerisi veya geniz ile ilgili bir gelişme anomalisi nedeniyle olabileceğini belirtmiştik. Bu gibi durumlarda doğumdan hemen sonra hastane koşullarında tanı konularak gerekli önlemler alınması gerekir.
 

Geniz eti burun tıkanıklığına yol açar mı?

Bebeklik ve çocukluk dönemi burun tıkanıklıklarının en sık rastlanılan sebebi ise halk arasında geniz eti denilen adenoid büyüklüğüdür . Geniz etinin burun boşluğunu tamamen tıkıyor olması yada orta kulak veya sinüslerle ilgili hastalıklara yol açması ameliyatla tedaviyi gerektirir . Bu ameliyat teknik olarak küçük fakat özellikli bir ameliyat olarak kabul edilir ve başarısı da yüksektir . Çocuk burun tıkanıklıklarının önemli bir sebebi de çocuk sinüzitleridir . Bu durum özellikli ve sabırlı bir ilaç tedavi sürecini gerektirir. Alerjik sebepler ve bazı gelişimsel anatomik koşullarda da burun tıkanıklığı yapabilir. Çocuklarda tek taraflı burun tıkanıklığı ve akıntısı burun içerisine sokulmuş bir yabancı cisim nedeniyle olabileceği için ayrıca dikkat çekici kabul edilmelidir. Nadiren çocuklarda burun tıkanıklıkları iyi veya kötü huylu tümörlere bağlı da olabilir.

Burun tıkanıklığı ciddiye alınmalıdır?

Günlük hayat sırasında örneğin yol yürüme, merdiven çıkma gibi olağan fiziksel hareketleri güçleştiren bir burun tıkanıklığı varsa mutlaka araştırılması gerekir. Burun tıkanıklığının kendisinin başlı başına bir hastalılık belirtisi olabileceği gibi, burun akıntısı, geniz akıntısı, burundan konuşma, horlama, yüz ve baş ağrısı çocuklarda yüzde ve dişlerde şekil bozukluğu, işitme kaybı, kişilik değişimleri gibi belirtilerle de ortaya çıkabilir. Burun tıkanıklıkları komşu organlar olan orta kulaklar ve sinüslerimiz ile ilgili hastalıklara da yol açabilirler . Özellikle çocuklarda yüz kemiklerinin gelişimini , dişlerin düzgün çıkmasını ve zihinsel aktiviteyi olumsuz etkileyebilirler . Ayrıca akciğer hastalıkları ve teorik olarak kalp hastalıklarının gelişiminde de olumsuz etki gösterebilirler.

Burun tıkanıklığı ne zaman önem kazanır?

Burun tıkanıklıkları tek taraflı , iki taraflı , bir tarafta daha fazla yada bazen bir tarafta bazen de diğer tarafta olmak üzere değişken olabilir. Bütün bir yıl sürebileceği gibi mevsimsel şiddetlenmeler yada ay içerisinde dönemsel değişmeler gösterebilir . Yıllardan beri var olabilir yada yakın zaman da ortaya çıkmış olabilir . Her durumda da önemli bir şikayet olarak değerlendirilmelidir.

Erişkinlerde burun tıkanıklığı önemli midir?

Erişkinlerde en sık burun tıkanıklığı sebebi halk arasında kemik eğikliği olarak bilinen , burun boşluğu orta bölmesinin bir tarafa doğru eğik olması halidir bunun yanı sıra, sinüzit, alerjik koşullar, polipler, ve nadir olarak iyi ve kötü huylu tümörler burun tıkanıklığına yol açarlar. Burun boşluğu yan duvarlarında bulunan yumuşak dokuların (konkaların) şişmesi burun tıkanıklığını şiddetlendirilir. Günümüzde konka şişmeleri eğer ilaç tedavilerine cevap vermiyorsa lazer ya da radyo frekans yardımlı girişimlerle oldukça rahat ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedirler. 

Burun tıkanıklığının tedavisi var mıdır?

Burun tıkanıklığının nasıl tedavi edileceği, burun tıknaıklığının sebebinin ne olduğuna bağlıdır. Bu tedavi şekli her hastalığın kendi bölümünde anlatılmıştır. Eğer deviasyon varsa tedavi ameliyattır. Et büyümelerinde önce ilaç tedavisi denenebilir ancak ameliyat yine sık uygulanan tedavidir. Alerji tedavisi ilaçlarla olur ancak alerjiye bağlı et büyümesi ya da sinüzit gelişmişse ameliyat gerektirebilir. Geniz eti tedavisi hakkında ayrıca bilgi verilmiştir. İltihaplar ilaçla tedavi edilmesine rağmen tümörler ameliyat hatta sonrasında radyoterapi gerektirebilmektedir. Ayrıca son yıllarda lazer ve radyofrekans yardımı ile yapılan konka ameliyatları ile hastanın aynı gün taburcu edilmesi ve çoğu kez tampon kullanımının gerekmemesi gibi belirgin gelişmeler mevcuttur.

Yorum (yok) Yorum yaz!